Hürriyet

Yabancı hakem gelse 2 yılda Türkiye’den kaçar

Yabancı hakem gelse 2 yılda Türkiye’den kaçar
Uğur Meleke

“36 yaşındaki bir genç hakem Ali Palabıyık’ı, sırf arkasında kitleler bulunmuyor diye linç etme hakkı görüyorlar kendilerinde. Alman’ı, İngiliz’i, İtalyan’ı, dünyanın bütün büyük hakemlerini şu derbilere getirsek, 1-2 yıl sonra kimsenin buraya gelmek istemeyeceğine eminim.”

BU ülkede hemen her alanda yaşanan, “kalabalıkların peşinden gitme” arızasının, çok bağıranın haklı olduğu sanrısının temelinde basit bir gerçek var: Birçoğumuz kötü çocukluk dönemleri geçirdik. Yetenekli değildik, resim yapamıyorduk, enstrüman çalamıyorduk. Ya da ailemizin eve bir piyano alıp koyacak gücü yoktu. Güzel değildik, sınıfın en çalışkanı değildik, kızları-oğlanları etkileyecek bir artımız yoktu aslında. Kalabalıktan ayrışamıyorduk. Kalabalıktan ayrışamayınca kalabalıklara katılmayı yeğledik. Madem birey olarak bir şey ifade etmiyoruz, o zaman yaşasın çoğunluğun hegemonyası. “Yaşasın Beşiktaş, Fener, Gassaray; var olsun A Partisi, B Partisi, C Partisi…

Z JENERASYON VE ‘EKSİKLERİ’

Bu, “değerli birey olamama” probleminin en güçlü tezahür ettiği alan da sosyal medya oldu haliyle. Çünkü anonimsin, yasalardan azadesin. Küfrediyorsun, bağırıyorsun, çağırıyorsun. Saygısızsın, kural tanımazsın, bu yolla kalabalıklardan ayrışmaya çalışıyorsun ve üstelik bunu havalı bir şey sanıyorsun.

AMERİKALI tarihçiler Howe ve Strauss’un muazzam bir yeni nesil tarifi var: 90’lardan sonra doğanlara “Z jenerasyonu” diyorlar. ‘Doğuştan dijital’ onlar. Teknolojinin içine doğdular, bilgisayarlar, akıllı telefonlar, tüm bilgiye arama motorlarıyla ulaşabilmek, “Z nesli” için sıradan. Ama bu dijital doğuş, önceki nesillerdeki karakteristik özellikleri de bazılarında eksik bırakmış: Bir şeye ulaşmak için çabalamak, sabretmek, bireysel faydanın yerine toplumsal faydayı koyabilmek. Geçen ay Kafa Dergisi’nde yazmıştım bu satırları; bu neslin birçoğunun mottosu, “dünyaya bir kez geliyorsun”a indirgenmiş. Sanki kendisi dışındaki 7 milyar insan, dünyaya 10. kez geliyormuş gibi!

EN BÜYÜK YANLIŞIMIZ!
BU, “sosyal medya” denen, asla homojenik ve rafine olmayan yapının çok bağırıyor olması, kamu görüşü zannedildikçe zorlaşıyor işler. Yaş ortalaması düşük, coğrafi dağılımı dengesiz, eğitim dağılımı belirsiz. 2 bin 500 kişiyle anket yapacak olsanız, deneklerin 2 binini 15-20 yaş grubundan, bin 500’ünü büyük şehirlerden mi seçersiniz? Yoksa her yaş grubu, sosyal statü ve kentten dengeli biçimde mi bulmaya çalışırsınız denekleri?

Sosyal medyanın görüşünü kamu görüşü sanmak asla gerçekçi değil. Bunları bu kadar kontrolden çıkaran şey, tam da bu. Homojenliği ve dahi gerçekliği tartışmalı bir grubun görüşünü, kamu düşüncesi sanmak.

TÜRKİYE’DE DERBİ YÖNETMEK EL CLASİCO YÖNETMEKTEN ZOR

BU yüzden de maalesef 36 yaşındaki bir genç hakem Ali Palabıyık’ı, sırf arkasında kitleler bulunmuyor diye linç etme hakkı görüyorlar kendilerinde. Kimse adalet istemiyor aslında, herkes, “kendine menfaat, başkasına adalet” istiyor bu ülkede. İddia ediyorum, bu ülkede derbi yönetmek, Barcelona-Real Madrid maçı yönetmekten de, Dünya Kupası’nda düdük çalmaktan da kolay bir iş değil. Alman’ı, İngiliz’i, İtalyan’ı, dünyanın bütün büyük hakemlerini şu derbilere getirsek, 1-2 yıl sonra kimsenin buraya gelmek istemeyeceğine eminim.

HER YÖNTEM BEL ALTI HER YÖNTEM AHLAK DIŞI
BU maçları yönetmenin zorluğunun temelinde, bizim derbilerin kalitesi, büyüklüğü filan yok kesinlikle. Mesela F.Bahçe-G.Saray maçının büyüklüğü, Celtic-Glasgow derbisinin üstünde değil belki. Ama burada sporcular son derece kötü niyetli maalesef. Herkes, aldatma ve menfaat odaklı. Futbolcu, antrenör, yönetici hangi ahlaksızlığı yaparsa yapsın mazur görülüyor, bir takımın galibiyeti her şeyin önünde sayılıyor.

Maç sonu yaşlı başlı bir yönetici çıkıp, rakip sporcunun özel hayatı hakkında konuşacak kadar ileri gidebiliyor. Her yöntem bel altı, her yöntem ahlak dışı. Ve hemen herkesin ahlaksız, herkesin aldatma odaklı olduğu bir ortamda siz, tek bir hakemin çelik gibi sinirlerinin, şahin gibi gözlerinin olmasını, 22 genç adam sürekli onu kandırmaya çalışmasına rağmen hiç kül yutmamasını, ayrıca bin bir hakaret-küfür içinde sakin kalıp kusursuz kararlar vermesini bekliyorsunuz.

AYIPLAR ÇÖZÜLMEZSE!
BENİM MHK’dan beklediğim, hakemlerine sahip çıkmaları. Zaten sırf Aziz Yıldırım hedef gösterdi diye Özgür Yankaya’yı tam 32 aydır bir Fenerbahçe maçına veremiyorsunuz. Yankaya bu dönemde 4’er Beşiktaş ve G.Saray, 6 Trabzon maçı yönetmesine rağmen tek bir FB maçına çıkmadı. Ayrıca Halis Özkahya 2 yıldır, Cüneyt Çakır da 1 yıldır çıkmıyor Kadıköy’e.

Eğer aynı muameleyi Ali Palabıyık’a ya da Cem Satman’a yapmaya kalkar, sırf Fikret Orman hedef gösterdi diye Beşiktaş karşılaşmalarına vermezseniz; şu Yankaya-Özkahya-Çakır ayıplarını da en kısa süre içinde çözmezseniz, benim TFF’ye de, MHK’ya da inancım tamamen bitecek. Bilesiniz.

Yorum Yaz

Yorumla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hürriyet

Diğer Hürriyet İçerikleri

Hürriyet Konsey, 17 Ekim 2017

Uğur Meleke17 Ekim 2017

Okan Buruk geliyor

Uğur Meleke16 Ekim 2017

Cenk Tosun, Liverpool’da fark yaratır

Uğur Meleke15 Ekim 2017

Ligin kader adamı Gomis

Uğur Meleke15 Ekim 2017

Talisca, çizgide olmuyor

Uğur Meleke14 Ekim 2017

Başarısız deneyime ihtiyacımız yok

Uğur Meleke12 Ekim 2017

Burak’ın primi, engelli bütçesinden fazla

Uğur Meleke10 Ekim 2017

Birileri ihanet ediyor

Uğur Meleke7 Ekim 2017

Copyright © 2015 Meleke.com