Hürriyet

Yabancı futbolcu değil, yabancı yönetici lazım

Yabancı futbolcu değil, yabancı yönetici lazım
Uğur Meleke

DÜNYANIN tüm futbol liglerindeki tüm takımların son 10 yıldaki transfer harcamaları göz önüne alındığında, hiç hoşumuza gitmeyecek bir tablo çıkıyor ortaya: Fenerbahçe, son 10 yılda Transfermarkt’ta en çok zarar eden 18’inci, Galatasaray 22’nci kulüp konumundalar.

Manchester City’nin 1 milyar 19 milyon Euro’luk transfer zararıyla başı çektiği listenin ilk 25’inde 9 İngiliz, 4 Çinli, 3 İtalyan, 2’şer Alman, İspanyol, Rus ve Türk, 1 Fransız kulübü yer alıyorlar. Listede Çinliler’in ve Ruslar’ın olma nedeni ortak: Futbola dışarıdan enjekte edilen olağanüstü para…

İngiliz, İspanyol, Alman, İtalyan ve Fransızlar’ı da anlayabiliyoruz, futbolun 5 devinin gelir yaratma kabiliyetleri diğerlerinden çok yukarıda. O listede olması garip olan, hatta olmaması gereken ülke, sadece ve sadece Türkiye…

BAŞARISIZIZ!

Transfermarkt verilerine göre son 10 sezonda Fenerbahçe 145 oyuncu transfer etmiş, bunlara 229,6 milyon Euro bonservis ödemiş. 144 futbolcuyla yollarını ayırmış ve bunlardan sadece 75,6 milyon Euro gelir elde edebilmiş. Sarı lacivertlilerin net zararı 154 milyon Euro. Aynı tabloya Galatasaray 125,2 milyon, Beşiktaş 83,2 milyon, Trabzonspor da 62 milyon Euro zarar yazmışlar. Türk futbolunun son 10 yılda tranferden ettiği toplam zarar 500 milyon Euro’yu buluyor. Yani kaba bir hesapla Süper Lig, her yıl transferde 50 milyon Euro kaybediyor.

Futbol Zirvesi’nde UEFA Finansal Fair-Play Direktörü Andrea Traverso da, Türk kulüplerinin gelirlerinin yüzde 80’ini futbolcu maaşlarına, yüzde 89’unu da maaş+bonservise harcadığını belirtmişti. Sorun açık. Transferde başarısızız. Değerinden fazlaya alıyor, lüzumundan çok maaş ödüyor, değerinin altında satıyoruz.

***

PEKİ NE YAPMALI?

1- YABANCI OYUNCU SERBESTİYETİ SÜRMELİ

İki sezondur uygulamaya koyduğumuz yabancı serbestiyeti, bu sorunu çözme yolunda önemli bir adım. Zira yabancı sınırı özellikle yerli maaşları ve bonservislerini şişiriyor, global geçerliliği olmayan Mehmet Topuzlara, Tarık Daşgünlere, Bülent Akınlara paraların saçılmasına yol açıyordu. Yabancı serbestiyeti konusunda kararlılık memnuniyet verici.

2- ROSS WİLSON’LAR TRANSFER EDİLMELİ

Son 10 yılda İstanbul’un 3 büyüğü transferde toplam 363 milyon Euro zarar ederlerken, sadece Porto 329 milyon kârda. Sevilla 10 yılda 447 milyonluk oyuncu satmış, Benfica ise tam 644 milyonluk… Bu kulüplerin transferdeki başarılarının altında elbette birçok farklı etmen var, ama en önemlilerinden biri arama-tarama ekibine yapılan doğru yatırım.

Sevilla ile Monchi birlikteliğinin sonucu ortada. O yüzden spor kamuoyunda sürekli yabancı futbolcu-yabancı teknik adam konusunu tartışmak yerine, biraz da yabancı yönetici transferini masaya yatırmak gerek. Geçtiğimiz günlerde Glasgow Rangers Kulübü, Southampton’ın 34 yaşındaki scout şefi Ross Wilson’ı transfer etmek istedi mesela. Türkiye’de Wilson’ın ismini duyduk mu? Hayır. Türkiye’ye transferi gündeme gelebilir mi? Pek zannetmiyorum…

3- DAHA ÖZENLİ SÖZLEŞMELER OLMALI

Talisca’nın kontratına satın alma opsiyonunun 25 milyon Euro olarak yazılmasını da kabullenemiyorum. Benfica, Talisca’yı kadroda düşünmüyor, kiralayıp gelişimini izleyecek. Beşiktaş bu oyuncuyu tamir-tedavi edecek ve tekrar Avrupa futbolunun hizmetine sunacak. Ve satın alma opsiyonu olmayacak! Çünkü 25 milyonluk opsiyon, gerçekçi değil.

Benzer bir biçimde Galatasaray, Donk’u Real Betis’e kiralıyor. Kontratına, “20 resmi maçta 45 dakikanın üstünde oynarsa 1,538 milyon Euro’ya satılır” maddesi koyuyor. Betis, Donk’u sadece 11 maçta 45 dakikanın üstünde oynatmış. Ligin bitimine de 8 resmi maç kalmış zaten. Yani Donk, seneye de Galatasaray’da.

Türk kulüpleri, kontratları imzalarken çok daha özenli olmalı. Market değeri 8 milyon Euro olan Talisca’ya 15 milyon opsiyon yazılması kabul edilebilir. Ama 25 milyon kabul edilmemeli. Beşiktaş, rehabilitasyon merkezi değil çünkü. Galatasaray, Donk’un kontratına 20 değil 10 maç zorunluluğu yazabilmeli. Türk spor yöneticileri masada güçlü olmayı öğrenmeli. Ya da koltuklarını, işin ehli yabancılara bırakmayı…

Yorumları Görüntüle (2)

2 Comments

  1. ender ahmet

    9 Nisan 2017 at 21:34

    kötü olan herşeyi yabancı ile çözmek gerçekten bir sorunu çözmeye çalışmak mı???

    misal demişsin ki yabancı yönetici lazım.resimdeki arkadaş yabancı mı?sevilla sportif direktörü.ispanyol.ispanya işleri çözerken yabancı mı kullanmış?yok.ispanyol ispanyol sportif direktörle yoluna devam ediyor.hakemlerde de benzer.herkes kendi hakemini daha iyiye doğru eğitmeye çalışıyor.yönetici tarafı bu işin böyle.

    futbolcu tarafına gelirsek.büyük liglerdeki olay işlenmiş yada işlenmemiş farketmez bir futbolcuyu alıp geliştirip mamul madde olarak ihracını sağlamak.naklen yayınlarla.mantıkları bu.imdi bu olay yönetici tarafında olmaz.yöneticiyi alıp geliştirip parlatıp satma (yani mamül madde haline getirme )olmaz.

    her ülke kendi yönetici sınıfını bulmalı geliştirmeli.zaten o zaman ülke ülke haline geliyor.yoksa işte yakın geçmişte istiklal harbinde çözüm ne oldu?yeni kendi içinden çıkmış yönetici sınıfı ile bir yere ulaşıldı.yabancı yönetici ile sen sen olmaktan çıkarsın.buda iyi bişey değil.

    şunuda yanlış yorumluyorsun sayın meleke.bonservis artmasının nedeni yabancı sınırlaması değil.kulüpler yasasının berbat olmasıdır.kara delik var.cebellezi yapmak için fiyatları artırıyorlar vs.

    misal hırvatistanda sırbistanda ve birçok ülkede niye oyuncu maaşları düşük.oyuncuların çoğu yerli.çünkü gelire göre harcama yapabiliyorsun.borçlanma olmuyor.devlet desteği yok vs.

  2. ender ahmet

    9 Nisan 2017 at 21:54

    çözüm ne peki? başarısız yerli yöneticiler (ki bunlara ne kadar yerli denilir orası ayrı) yerine başarılı yerli yöneticileri görevlendirmek.bir ispanyol yada italyan diyor mu misal bir futbol takımının yöneticisi başarısız oldu hemen yabancı bir yönetici bulalım.böyle mi diyorlar.hayır tabi ki.başarısız yönetici varsa onun yerine başarılı olabilecek yönetici gelir.

    misal garip bir tezahürat var son dönemde.futbolun katili türk hakemleri diye.fenerbahçeyi braga karşısında yakan beşiktaşı kiev deplasmanında yakan hakemler neydi?onlar kötü yönetince futbolun katili yabancı hakem olmuyor sadece kötü hakem deniliyor.ama bizimkiler kötü yönetince hem türk hakem hemde kötü hakem oluyor.

    oyuncunun yerlisi yabancısı olmaz diyorlar.iyisi kötüsü olur diyorlar.hakemlere gelince bu değişiyor.algı yaratıyorlar.hakem kötü olabilir.hakemin kötü olmasının türklükle ne alakası var?

    kötü türk hakem veya iyi türk hakem olabilir.ama futbolun katili türk hakemleri diye bişey söylemek artniyettir.

    bunu herhalde türk olmayanlar söyleyebilir.türkiye ne halde görüyormusun sayın meleke.türkiyede bu tezahüratı birileri yaptırabiliyor.ingilterede ingiliz hakemlere italyada italyan hakemlere bağırabilirmisin bu şekilde.ama türkiyede birileri bağırttırıyor.haliyle türkiyede kimler hakim bu tezahürattan görebiliyoruz.türkler olmadığı kesin.türk hakemlerine katil dedirten birileri yani yabancılar yönetiyor.senin çok istediğin yabancılar.

    eğer türkiyeyi türkler idare ediyor olsaydı birileri çıkıp hoop türk hakemlerine katil diyemezsin diyecekti değil mi?ama kimse demiyor bunu.

Yorumla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hürriyet

Diğer Hürriyet İçerikleri

İntikam faulünün sonu

Uğur Meleke27 Nisan 2017

Hürriyet Konsey, 26 Nisan 2017

Uğur Meleke26 Nisan 2017

8 sene önce 8 sene sonra

Uğur Meleke24 Nisan 2017

İkinciliğe layık eser bulunamadı

Uğur Meleke23 Nisan 2017

21 takımlı lig, futbolun ölümü olur

Uğur Meleke20 Nisan 2017

Hürriyet Konsey, 19 Nisan 2017

Uğur Meleke19 Nisan 2017

8 milyonun altında 8 yıldız

Uğur Meleke13 Nisan 2017

Hürriyet Konsey, 12 Nisan 2017

Uğur Meleke12 Nisan 2017

Copyright © 2015 Meleke.com