Hürriyet

Terim:2 Çalımbay:1

Terim:2 Çalımbay:1
Uğur Meleke

Dün gerçek bir büyük takım gibi 1’inci dakikadan itibaren önde baskı yapan Galatasaray’ın hakkını can-ı gönülden teslim etmekle birlikte, Trabzonspor’a da bir parantez açmak gerek: Zira, dünkü müsabaka, Trabzon’un bu sezon önde baskıya karşı çaresiz kaldığı belki beşinci maçtı. Trabzon’a karşı kim önde pres yapsa sonuç alıyor, Yanal da Çalımbay da aylardır bu probleme bir çare üretemiyorlar.

Tabii ki prese çare bulma noktasında oyuncu kalitesi önemli bir kriter. Ancak Trabzon’un özellikle Okay’lı, Yusuf’lu, Sosa’lı, Abdülkadir’li, Burak’lı ileri altılısının, ligin zirve dörtlüsünden çok aşağı kalır yanı yok. Sorun tamamen taktikle ilgili, idmanla ilgili, çalışmayla ilgili. Dünyada önde baskıyla karşılaşan ilk takım Trabzonspor değil, son takım da Trabzon olmayacak. Baskıdan çıkmanın yolu 100 yıldır aynı: Rakip sizi 500-600 metrekareye sıkıştırmak istiyorsa, siz genişlersiniz. Bekleriniz ve kenar hücumcularınız taç çizgisine açılır, merkez oyuncularınız pas almak için kalenize yaklaşır, alanı 2-3 bin metrekareye çıkarırsınız. Pas verir ve hareket edersiniz. Oradan iyi çıkarsanız, rakibin önde basması avantaj bile olabilir size. Bu yıl bunun en güzel örneklerinden birini, dünyanın en iyi antrenörlerinden ikisi, Pochettino-Guardiola izletmişlerdi bize. Tottenham, City’ye karşı önde basmış; Manchester’lılar oradan çıkınca rakiplerini eksik yakalayıp peş peşe golleri sıralamışlardı.

Ancak enteresandır, Türkiye’de oyun gelişiyor, hakemler gelişiyor, futbolcular gelişiyor, gelişmeyen tek bir departman var sanırım: O da antrenörler… Bir takımla aylarca idman yapıp, hâlâ önde basan her rakibe karşı çaresiz kalmak, ancak antrenör eksikliğiyle açıklanabilir çünkü…

Diğer tarafta, geldiği günden itibaren Belhanda’yı, Donk’u, Nagatomo’yu, Sinan’ı, ayrı ayrı birçok oyuncusunu geliştiren Terim, dünkü maçın esas kahramanı. Futbolu o kadar çok seviyor, yaptığı işe öyle bir tutkuyla bağlı ki, dün yüksekten gelen bir topu taç çizgisinde kontrol etmek için Mariano’ya “bırak” diyen bir çocuk ruhu taşıyor hâlâ içinde.

***
Bir frikik anı
Telekom Stadı’nda dakika 21’di. İlk yirmi dakika boyunca mahkum oynayan Trabzon, 21’de belki de ilk etkili hücumunda Yusuf’un aldığı faulle merkezden bir frikik kazandı. Sahada bu frikikleri ustalıkla kullanan Sosa ve Yusuf olduğu halde Burak bölgeye geldi, “ben kullanacağım” dedi ve barajın üstüne cılız bir vuruş yapıp harcadı takımının nadir fırsatını.

Futbol ciddi bir iş. Bir penaltı kazanıldığında o noktaya Hubocan’ın gelip, “ben kullanayım” deyip topu Burak’ın elinden alması ne kadar saçma ise; merkezden bir frikik kazanıldığında meşin yuvarlağın Sosa-Yusuf’un elinden alınması o kadar saçma. Antrenörlük de bu seçimleri doğru yapabilme işi zaten.

Yorum Yaz

Yorumla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Diğer Hürriyet İçerikleri

Oğuzhan’la başlamak hatalıydı

Uğur Meleke23 Nisan 2018

Kupa çok etkiledi

Uğur Meleke22 Nisan 2018

Bunun adı terör!

Uğur Meleke20 Nisan 2018

Türk futbolunun kritik yılı: 2019

Uğur Meleke19 Nisan 2018

Hürriyet Konsey, 17 Nisan 2018

Uğur Meleke17 Nisan 2018

Bozan kaybetti, yapan kazandı

Uğur Meleke16 Nisan 2018

İhtiyaç ligi

Uğur Meleke15 Nisan 2018

Futbol, hafta içinde kurgulanan, hafta sonunda sergilenen bir oyundur

Uğur Meleke14 Nisan 2018

Copyright © 2015 Meleke.com