Hürriyet

Talisca, çizgide olmuyor

Talisca, çizgide olmuyor
Uğur Meleke

Tabii ki bu maçı iki ayrı perdede değerlendirmek gerek, kırmızı kart öncesi ve sonrası olarak. Beşiktaş kırmızı karttan sonra maçı kaybetmişti zaten. Oyunun kader anı, yani Babel’in kırmızı kartı gerçekten şanssız. Eylül’deki City-Liverpool maçında Mane’nin Ederson’un yüzüne gelen tekmesiyle atılmasına benzettim bu pozisyonu. Mane de istememişti, Babel de. Mane de çok üzüldü, Babel de. Ama iki kırmızı kart da doğruydu. Çünkü kural kitabının deyimiyle, “rakibin sağlığını tehlikeye atan ciddi faullü hareket” var pozisyonların içinde. Evet kasıt yok, ama dikkatsizlik var. Aynı şekilde, aynı maddeden hareketle son dakikada Zeki Yavru’nun da atılması gerektiği gibi.

 

İlk 45’te Beşiktaş’ın durumu enteresan. İsteksizler, hırssızlar, boş viteste gibi bir oyun. Yüzde 70 topla oynadılar ama geveleme şeklinde. İlk şutu 23’te, ilk korneri 35’te attılar. Gençlerbirliği ilk devreyi 7 şut, 3 kornerle tamamlarken üstelik. Güneş’in maça Lens ve Negredo’yla başlamasını yanlış bulmuyorum; her müsabakaya aynı 11’le kazanamazsınız, muhakkak ki başka türlü maçları başka türlü planlarla kazanma yolunu bulmalısınız. Bu da, geniş kadrodan faydalanmanız gereken bir gündü. Ama ilk yarıda kötü görüntüyü görünce hemen faturayı Lens-Negredo’ya kesmesi, iki oyuncuyu bir paketmişçesine değerlendirmesini yadırgadım. Evet, devrede Quaresma-Babel’den biri girmeliydi, ama çıkan adamlardan birinin Negredo olması enteresan. Orada esas sıkıntı bence Talisca’nın kenar oynamayı sevmemesi.

 

Talisca, enteresan bir oyuncu. Bir santrafor kadar gol bölgelerine giriyor, çok geniş gol repertuarı var, ama en uçta oynatamıyorsunuz, çünkü cılız. Orta mesafe harika şutları var, geriden gelip kafa golleri atmak da onun işi, zira boyu 1,90… Ama onu klasik on numara gibi de düşünemiyorsunuz, çünkü oyunu öyle maestro gibi organize eden bir adam değil. Onun kullanılabileceği tek rol, ikinci santrafor rolü. O rolde muhteşem bir silah. Ama başka rol olmuyor, hele kenar rolü, hiç olmuyor.

 

Dün Güneş, Talisca’yı 90 dakika sahada tuttu; bunun 75 dakikası kenardaydı. Sadece ilk 13 dakika ve 45-47 arası kendi pozisyonundaydı. Onun dışında çizgi rolündeydi ve takımı genelde eksik oynattı. 46’da pekala tek bir Quaresma-Talisca değişikliğiyle yetinebilirdi bence Şenol Güneş…

 

Maçın bir başka kötüsü de Oğuzhan’dı doğrusu. Maçın daha 13’üncü dakikasında kaptırdığı topta Uğur Çiftçi’yle beraber geriye koşarken hali içler acısıydı. Fiziksel olarak çok gerilemiş Oğuzhan. Kaptanın 13’teki o halini gördükten sonra, Monaco deplasmanında Tolgay 11’de başlarsa şaşırmam doğrusu.

 

 

 

Yorum Yaz

Yorumla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Diğer Hürriyet İçerikleri

Bu futbol Prime Time’ı hak etmiyor!

Uğur Meleke21 Ekim 2018

Neden C Ligi’ne düşmeliyiz?

Uğur Meleke19 Ekim 2018

‘İyi mücadele ettik’ yalanıyla yüzleşme

Uğur Meleke16 Ekim 2018

Çağlar-Hasan Ali bağlantısında tükendik

Uğur Meleke15 Ekim 2018

Ali Koç, 100 milyon lirayı çöpe attırmamalı

Uğur Meleke14 Ekim 2018

Süper Lig Porto’nun arka bahçesi mi?

Uğur Meleke12 Ekim 2018

Hürriyet Futbol Konseyi, 9 Ekim 2018

Uğur Meleke9 Ekim 2018

Bu direkt oyuna itirazım var

Uğur Meleke8 Ekim 2018

Copyright © 2015 Meleke.com