Hürriyet

Gomis çıktığında maç bitti!

Gomis çıktığında maç bitti!
Uğur Meleke

Futbol, topun olmadığı yerde kurgulanan; topun olduğu yerde sahnelenen bir oyun.

Trabzon’daki maç öncesi kurgu konusunda başarılı olan taraf kesinlikle Rıza Çalımbay’dı. Deneyimli teknik adamın geçen hafta ihanet gibi bir kırmızı gören Sosa’yı dışarıda bırakıp Bero’yu ilk 11’e sokmasının 3 farklı kazanımı oldu:

1) Bero dahil 11 tane savaşan adam oldu sahada. Yürüyen yok, general yok, 11 tane asker.

2) Bero’yu sağda, Yusuf’u on numarada kullanarak doğu yerleşimi de buldu Rıza Hoca. Yusuf maestro gibiydi. Milli takımın yeni döneminin yeni 10 numarası olmayı tepeden tırnağa hak ediyor bu genç adam.

3) Yusuf, duran topları da mükemmel kullandı. Her korner tehlike, her frikik tehlike. Gollerde de onun imzası olması sürpriz değil zaten. Bugünden sonra Sosa ilk 11’e sağ açık ya da orta ikiliden biri olarak girse bile, Yusuf on numara rolünü kaybetmemeli, duran topları da Yusuf kullanmalı. Bu çocuğun elinden bir daha forması, pozisyonu veya yetkileri alınmamalı.

***

Çalımbay’ın kurgudaki ikinci başarısı da, maça önde presle başlamaları idi. Galatasaray bu yıl önde pres yapan hiçbir takıma doğru reaksiyon veremedi. Sivas önde baskı yapmış, Galatasaray’ı çok zor durumlara düşürmüş ama gol atmaya gücü yetmemişti. Antalya, Karabük kısmen başarılı olanlar. Trabzon’sa maç kazanmayı ilk beceren oldu. Benim anlamadığım şu: Bir takım, kısa pasla çıkmayı beceremiyorsa niye uzun çıkmayı düşünmez? Pasın uzunu-kısası yok, doğrusu-yanlışı var. Üstelik elinde Gomis gibi, Muslera’yla pekala pas bağlantısı kurabilecek zekada ve fizikte bir santraforunuz varken. Tabii siz Gomis’in Galatasaray oyunundaki eşsiz fonksiyonunun farkında değilseniz ve onu 54’te çıkarabiliyorsanız, onu taktik açıdan değerlendirmeyi de akıl edememiş olabilirsiniz. Galatasaray maçı 54’te Gomis’i çıkardığında bence kaybetmişti zaten. Ve Tudor eğer Gomis’i çıkarmayı alışkanlık haline getirirse, takımın en önemli ve alternatifsiz parçasını moral olarak zedeleyebilir bence.

***

Maçın Tudor kadar bir başka kötüsü de Halis Özkahya’ydı bence. Özkahya maçın bütününde çok formsuzdu, pozisyonlara uzak kaldı ve kariyerinin en kötü maçlarından birini yönetti. İlk yarıda Bero’nun Fernando’ya, ikinci devrede de Maicon’un Mustafa’ya yerde kayarak tabanla yaptıkları müdahalelerin ikisi de kırmızı kart gerektiriyordu. Yusuf’un vurduğu, Denayer’ın doğal konumda olmayan koluna gelen topta penaltı çalınabilirdi. Olcay, 45’teki manasız hareketleriyle kırmızı kartı kesinlikle hak etti. Feghouli’nin Olcay’ı itmesi ise reaksiyon. Ve bence ona da kırmızı kart doğruydu.

Yorum Yaz

Yorumla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Diğer Hürriyet İçerikleri

Bu tutku, Münih için umut verici…

Uğur Meleke22 Ocak 2018

İyi futbol, iyi futbolcuyla…

Uğur Meleke21 Ocak 2018

Video hakem, Dünya Kupası’na doğru

Uğur Meleke18 Ocak 2018

Bir başarı ve şans öyküsü: Fatih Terim

Uğur Meleke11 Ocak 2018

Cenk, Everton’a gitmemeli

Uğur Meleke4 Ocak 2018

Ligin en şanssızı Trabzonspor

Uğur Meleke31 Aralık 2017

Beşiktaş’ı yakan inanılmaz istatistik

Uğur Meleke30 Aralık 2017

F.Bahçe’nin kâbusu 2.5’uncu bölge

Uğur Meleke29 Aralık 2017

Copyright © 2015 Meleke.com