Hürriyet

Fikstür bizimle alay ediyor

Fikstür bizimle alay ediyor
Uğur Meleke

Geçtiğimiz Salı günü fikstür çekildi ve Süper Lig 2017-18 sezonu maç programı belli oldu. “Fikstür çekildi” lafını tabii alışkanlık icabı kullanıyoruz, aslında Avrupa’nın hemen hemen hiçbir büyük liginde fikstür çekilmiyor. Türkiye’deki 34 haftalık (veya İspanya’daki 38 haftalık) fikstür önceden belli ve kulüp temsilcileri sadece ilk hafta tablosundaki yerlerini kurayla tespit ediyorlar. Birinci hafta fikstürü belli olduğu anda zaten 34 haftalık fikstür de belirlenmiş oluyor. Yani fikstür çekimi dediğimiz şey esasında yalnızca bir kâsenin içinde 1’den 18’e kadar topların konulması ve 18 Süper Lig ekibi temsilcisinin sırayla gelip birer top çekmesinden ibaret… Fikstür, otomatik takip esasıyla yapılandırıldığı için, bir sporseverin elinde ilk hafta fikstürü varsa, bütün bir sezonun fikstürüne de sahip demektir. Bu yıl fikstürde Beşiktaş Alanya’yı, Fenerbahçe Konya’yı, Trabzon Fenerbahçe’yi, Galatasaray da Malatya’yı takip edecekler mesela… 18 takımın 17’si ligde aynı sırayı izliyorlar, sadece bu yıl serbest fikstürü çeken Göztepe’nin programı o düzende gitmiyor (Bunun nedeni tamamen matematiksel). Bu yüzden her takım Göztepe ile içeride karşılaştığı haftadan bir sonraki maçını da iç sahada oynuyor, yalnızca 1 numarayla 18 numaralı topu çekenler hariç…

 

***

 

Dikkatli okuyucular anımsarlar, son yıllarda birkaç kez bu konuyu bu sütunda ele aldım. Serbest fikstür çeken ekibin diğerlerine göre ufak bir dezavantajı var. O da şu: Serbest fikstüre sahip ekibin ligin ikinci devresinde deplasmana gittiği 8 ya da 9 takımın (1 ve 18 numaralı iki ekip hariç) 6 veya 7’si, önceki maçını da içeride oynamış oluyor. Yani geçen sezon Kayseri, bu sezon da Göztepe, ikinci yarıda takribi 7 kez, önceki hafta da içeride oynamış bir rakibe deplasmana gidiyorlar. Takdir edersiniz ki, bir önceki müsabakayı evinde oynamış takım, ikinci iç saha maçına daha moralli, motive ve bir seri yakalamak amacıyla çıkıyor. Bu da serbest fikstür ekibi için net bir dezavantaj demek. Zaten bu konunun bir dezavantaj teşkil ettiği, serbest fikstür çeken ekiplerin performansından da anlaşılabiliyor: 2009’da serbest fikstürlü Konya küme düşüyor. 2010’da Denizli küme düşüyor. 2013’te Mersin ve 2016’da Sivas’ın kaderleri aynı.

 

***

 

Bu durum dezavantaj teşkil etsin ya da etmesin, serbest fikstür konusunda beni esas rahatsız eden konu şu: Bu serbestlik, her nasılsa sürekli ligde kalma mücadelesi veren ya da yeni terfi etmiş zayıf ekiplere denk geliyor. Son 10 sezonda serbest fikstür çeken 10 ekipten ikisi yeni terfi edenler, altısı bir önceki sezon son anda ligde kalanlar… 10 yılda sadece 1 kez bir büyük takım çekmiş serbest fikstürü. Özellikle son 4 yıla dikkatinizi çekerim: Göztepe (ikinci ligden terfi etmiş), Kayseri (bir önceki sezon 15’inci bitirmiş), Sivas (yine 15’inci) ve Mersin (ikinci ligden terfi etmiş). İnanılmaz değil mi? Sizce 4 yıl üst üste serbest fikstürün düşeyazana ya da yeni çıkana denk gelmesi tesadüf olabilir mi? Fikstür bizimle alay mı ediyor acaba?

 

SON 10 YILIN SERBEST FİKSTÜR TABLOSU

Sezon    Serbest fikstür  Bir önceki yılki durumu

2017-18              Göztepe              İkinci lig

2016-17              Kayserispor        15’inci

2015-16              Sivasspor            15’inci

2014-15              Mersin İY            İkinci lig

2013-14              Eskişehir             8’inci

2012-13              Mersin İY            13’üncü

2011-12              Fenerbahçe       1’inci

2010-11              Sivasspor            15’inci

2009-10              Denizlispor        15’inci

2008-09              Konyaspor         14’üncü

***

 

Fikstürün tek dikkat çekici tarafı serbest takım değil elbette. Derbiler konusu da bir başka kanayan yara. Enteresandır, son 17 sezonun ilk 4 haftalarında yalnızca bir kez İstanbul derbisi oynandı. Yani 21’inci yüzyılda Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray’ın ilk 4 haftada birbiriyle karşılaştıkları tek bir maç var (2013’te)… Bu bir tesadüf olabilir mi sahi? Yoksa derbiler bilinçli olarak ilk haftalara denk getirilmiyor mu?

 

Yine 21’inci yüzyılda tam 12 kez 16’ncı haftada bir derbi maçı oynandı. Özellikle de 2012, 2013, 2014 ve 2015’te peş peşe her sezon 16’ncı haftada bir derbi oynanması tesadüf olabilir mi?

 

***

 

Özetle diyeceğim şu: Bu TFF de, bundan öncekiler de, 18 takımı fikstür çekimine eşit şartlarda sokuyormuş gibi yapıp eşit sokmuyorsa, burada bir adaletsizlik vardır. Acilen düzeltilmelidir.

 

Ya da TFF, milli maç-bayram seyran-izlenilirlik gibi detayları dikkate alarak fikstür çekimini bazı ön koşullara göre gerçekleştiriyorsa, bunu kamuoyuyla paylaşmalıdır. Şeffaf olmalıdır. Çünkü tesadüfün böylesi, kamuoyunda zaten çok zayıflamış olan adalet duygusunu daha da zedeliyor bence.

Yorum Yaz

Yorumla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hürriyet

Diğer Hürriyet İçerikleri

Kucka-Burak, şampiyonluğa yeter mi?

Uğur Meleke23 Temmuz 2017

Belhanda’nın yanına Fernando gerek

Uğur Meleke22 Temmuz 2017

Daha fazla Valbuena gerek

Uğur Meleke21 Temmuz 2017

Dizleri titremeyen adamlar

Uğur Meleke20 Temmuz 2017

Hücuma takviye şart

Uğur Meleke16 Temmuz 2017

Saçı değil ruhu tıraş edilen adamlar

Uğur Meleke6 Temmuz 2017

Futbola harika değişiklikler geliyor

Uğur Meleke29 Haziran 2017

2018’e damga vurabilecek 5 futbolcu

Uğur Meleke22 Haziran 2017

Copyright © 2015 Meleke.com