Hürriyet

Devler Ligi’nde sonucu detaylar belirler

Devler Ligi’nde sonucu detaylar belirler
Uğur Meleke

Dragao’da en azından beraberliği hak eden G.Saray, basit bir detayla, Nagatomo’yla Marega arasındaki 14 santimlik boy farkıyla kaybetti maçı.

Dün akşam Lokomotiv-Schalke ve Porto-Galatasaray maçlarını peş peşe izledim. Grup olağanüstü dengeli. Herkes kazanmayı çok istiyor ama güç dengeleri nedeniyle maçlarda kaderi küçük detaylar belirliyor. Önce Ruslar, bir anlık konsantrasyon eksikliğiyle üzgün ayrıldılar sahadan. Ardından da Dragao’da en azından beraberliği hak eden Galatasaray, yine basit bir detayla, Nagatomo’yla Marega arasındaki 14 santimlik boy farkıyla kaybetti maçı. Bir zamanlama hatası mıydı, eşleşme ya da yerleşim hatası mıydı, elbette bunun cevabını en iyi Terim biliyor. Ama Devler Ligi böyle. Sonucu küçük detaylar belirliyor.

Oysa maçın genelinde Onyekuru ve Sinan harikalardı. Uluslararası bir yıldızı, Brahimi’yi savunurken sağ iç Fernando ve sağ açık Onyekuru’nun da yardımıyla gayet başarılıydık. Corona daha fazla pozisyon yarattı zira sol iç BelhandaNagatomo’ya gereken yardımı yapmadı. Terim’e saygı duyuyorum ancak iki maçın ikisinde de takımın zayıf halkası gözüken Belhanda’nın oyunda bu kadar kalmasına da anlam veremiyorum. İlk maçta N’Diaye’nin ilk kartı görmesinin sebebi de Belhanda’ydı. Eğer orada N’DiayeBelhanda yüzünden o ilk kartı görmese, Porto’da da sahada N’Diaye olacaktı muhtemelen.

Bu arada dünün çok önemli bir karesine de değinmeden geçemeyeceğim: Michael Oliver, dünyanın en iyi hakemlerinden biri. Sırası geldiğinde Dünya Kupası ya da Avrupa Şampiyonası finali yöneteceğine eminim. Dün tek bir hatası dışında da ders gibi bir maç yönetti İngiliz. En öğretici karesi de 52’de Linnes’e sarı kart gösteriş biçimiydi. Norveçli sağ bek feci bir hata yapmış, topu kaptırmış, çareyi sarı kartlık bir faul yapmakta bulmuş. Zaten çok üzgün. Oliver elinde sarı kartla geliyor ama morali bozuk Linnes’i bir de o incitmek istemiyor, çok açık. Sakince gösteriyor kartı, abartmadan… Süper Lig’in gerilerek, depar atarak kart şovu yapan hakemlerine güzel bir dersti bence o kare.

OFSAYTTA ‘KURTARIŞ’ KARGAŞASI

Beşiktaş-Antalyaspor maçında Hakan Özmert’in pasında Adriano’nun kafasından sekerek Doukara’ya giden ve golle neticelenen pozisyon, kısa bir süreliğine kafa karışıklığına neden olmuş; zaman içinde hakemin kurala uygun karar verdiği anlaşılmıştı. Zira kural, “Ofsayt pozisyonunda bulunan bir oyuncu eğer topu bilerek oynayan bir rakibinden alırsa…” diyordu. Adriano da topa “bilerek” sıçramıştı, oynama maksadıyla sıçramıştı, yetişememişti. Dolayısıyla Doukara topu Adriano’dan aldı kabul edildi. Buraya kadar sorun yok.

Ancak kuralın bir istisnası var, o istisna yaşanmadan dile getirmek istedim burada: Eğer benzer pozisyonda Hakan Özmert kaleye vurmuş, Adriano kale çizgisinde “kurtarış maksatlı” topu çıkarmış ve meşin yuvarlak Doukara’nın önüne düşmüş olsaydı, hakem ofsayt bayrağını çekecekti. Zira bu kurala bir “kurtarış” istisnası koymuşlar. Ben 30 yıldır futbolu yakından izlediğimi düşünüyorum, ofsayt kuralının defalarca değiştiğine şahit oldum. Ancak ofsayt ofsayt olalı böyle bir zulüm görmedi bence! Önümüzdeki haftalarda bir ‘kurtarış’ yaşanırsa kamuoyunun kafası bir kez daha karışacak muhtemelen.

BİR FUTBOLCU, BİR ANTRENÖRE NASIL İNANIR?

Lukaku anlatıyor: Aslında 2016 yazında Everton’dan ayrılmayı kafaya koymuştum. Büyüklere gidecek, Şampiyonlar Ligi futbolu oynayacaktım. Koeman bana bir yıl daha kalmam gerektiğini söyledi. Ben de ona “kalmam için tek bir neden söyle” dedim. Koeman, benim halen gelişmeye ihtiyacım olduğunu ve bir golcüyü nasıl geliştirebileceğini çok iyi bildiğini söyledi. Güldüm…

Sonra eve gidip youtube’dan Koeman’ın videolarını izledim. Bir savunma oyuncusu olmasına rağmen inanılmaz bir golcüymüş. Topa nasıl vurulacağını o kadar iyi biliyordu ki… Koeman’ı aradım ve 1 yıl daha kalacağımı söyledim. Çünkü beni geliştirebileceğine inandım o anda…

HAFTANIN İMZASI

Mehmet Arslan birkaç hafta önce Futbol Konseyi’nde “6. şampiyonun çıkması için çok uygun bir sezon” demişti. Yüzde yüz katılıyorum. Ben de aynı düşünceyi Mustafa Denizli’ye ilettim, “Keşke biraz daha kadro derinliğimiz olsaydı” dedi. Yine de Güneş-Denizli-Terim’li lig mutluluk verici.

HAFTANIN RAKAMI

Süper Lig’de 3 puanlık marjda tam 7 takım var. Bu sayı İtalya, Hollanda ve Fransa’da 1, İngiltere’de 3, Portekiz’de 5, Almanya’da ise 6…

Sadece La Liga’da aynen bizim gibi 7 takım 3 puanlık marjdalar. Kalitemiz tartışılır ama bu sezon da rekabetçiyiz kesinlikle.

 

Yorum Yaz

Yorumla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Diğer Hürriyet İçerikleri

Bu futbol Prime Time’ı hak etmiyor!

Uğur Meleke21 Ekim 2018

Neden C Ligi’ne düşmeliyiz?

Uğur Meleke19 Ekim 2018

‘İyi mücadele ettik’ yalanıyla yüzleşme

Uğur Meleke16 Ekim 2018

Çağlar-Hasan Ali bağlantısında tükendik

Uğur Meleke15 Ekim 2018

Ali Koç, 100 milyon lirayı çöpe attırmamalı

Uğur Meleke14 Ekim 2018

Süper Lig Porto’nun arka bahçesi mi?

Uğur Meleke12 Ekim 2018

Hürriyet Futbol Konseyi, 9 Ekim 2018

Uğur Meleke9 Ekim 2018

Bu direkt oyuna itirazım var

Uğur Meleke8 Ekim 2018

Copyright © 2015 Meleke.com