Hürriyet

Bir senelik plan, iki senelik adam

Bir senelik plan, iki senelik adam
Uğur Meleke

Başakşehir’in olgun-güvenilir-kısa vadeli transfer seçimlerine bakılırsa, hedefi “hemen şampiyonluk” olarak belirledikleri ortada. Hücumcu bek Clichy de bu tarz bir seçim. Geçen yıl 90 dakika başına yaptığı 14 isabetli hücum pasıyla, Başakşehir’in soldan bulamadığı ofansif katkıyı sağlayabilecek bir isim.

 

Başakşehir’in gelecek yıl en çok dakika alacak 17-18 kişilik rotasyonundan Emre 37, Mossoro 34, Adebayor, Gökhan 33, Clichy, Chedjou, Hakan 32, Epureanu, Da Costa, Batdal, Napoleoni 31, Elia, Mevlüt 30 yaşındalar. Cengiz Ünder’in de ayrılmasıyla muhtemel 11’in yaş ortalaması 31’i biraz geçecek; maça başlayacak en genç adam 27’lik Visca olacak.

 

Elbette futbolcunun genci-yaşlısı yok; iyisi-kötüsü var. Elbette deneyim de çok değerli bir detay futbolda. Ancak sizin bir sezonda düzenli forma giyecek 17-18 adamınızdan 12-13’ü 30 yaş üstüyse, bunun uzun vadeli bir planlama olmadığı ortada. Yaptığınız 8 transferin 6’sı 30 üstüyse, bu daha da belirleyici bir veri: Planlamanız uzun vadeli değil. Kulübün genlerinden, varoluş sebebinden bir uzaklaşma var. Amaç artık aynen Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray gibi hemen şampiyonluk. İvedilikle başarı. Oysa Başakşehir’i Başakşehir yapan, lig ikinciliğini ve 3 yıl üst üste Avrupa’yı getiren, ligin en sempatik takımı hüviyetini kazandıran şey, üç büyüklerden farklı davranışıydı. Daha uzun vadeli planlar yapan, daha sabırlı ve daha akılcı bir kulüp oluşuydu. Bu gidişat devam ederse, Başakşehir, galiba sen de artık herkes gibi olacaksın…

 

Peki, Başakşehir’in transfer politikası gerçekten de kısa vadede şampiyonluk getirecek özellikte mi? Gidenler ve gelenler kıyaslandığında, takımın seviyesi yükseliyor mu? Bence bu sorunun cevabı, kısa vadede evet. Bir veya iki sene, Clichy’nin, Gökhan’ın, Da Costa’nın katkı verecekleri kesin. Clichy, Eren-Ferhat’tan; Da Costa, Yalçın’dan daha fazla skor katkısı yapacaklardır. Ama iki yıl sonra markette değerlendiremeyeceği, işine de yaramayacak 13-15 adamla Başakşehir’in nasıl bir transfer politikası izleyeceğini merak ediyorum doğrusu.

 

Kısa vadeli katkı yapacakların başında Clichy geliyor tabii. Geçen yıl onu City formasıyla bolca izledim, eskisine göre biraz kilo aldı, biraz ağırlaştı, özellikle savunmada gole neden olan birkaç kritik hata da yaptı. Ama Premier Lig zirvesi için artık yetersiz sayılabilecek bir adamın Süper Lig için ne kadar fark yaratabileceğini Adebayor örneğinden gayet iyi biliyoruz.

 

Clichy yine de geçen yıl City’de azımsanamayacak bir süre aldı, 2125 dakika forma giydi. Savunmada 91 ikili mücadele kazandı, 53 pas arası yaptı. Ama esas etkileyici istatistiği üçüncü bölgede yaptığı 324 isabetli pas. Evet, Clichy Arsenal günlerindeki kadar delici değil, ama Başakşehir’de bir sezonda iki haneli asist katkısı yapabilecek kadar da etkili hâlâ.

 

***

Cengiz’in yaratacağı boşluk büyük

 

Cengiz’in Başakşehir’e yaptığı katkıyı anlatmak için istatistikler yetmez bence. Takımın enerji istasyonu, cesaret merkezi. Sıkışan maçlarda birçok defa ekstra katkıyı yaptı, iki yıl üst üste dördüncü olan takımı ikinci basamağa taşıyan “x faktör” bence o. Elia, geçen yıl Feyenoord’un en fazla çalım atan oyuncusu. Çalımlarla çizgiye inip orta yapmayı çok seviyor ama Cengiz’in boşluğunu tek başına dolduracağına inanmak bence biraz iyimser olur. Muhtemelen bu yıl Cengiz’in boşluğunu Elia, Tunay ve İrfan Can’ın toplamından beklemek gerekecek.

 

***

Kerim daha fazla şansı hak ediyor

 

Başakşehir’in mevcut kenar hücumcusu rotasyonunda Visca, Elia ve Tunay’ın arkasında dördüncü adam gibi gözüken Kerim Frei’ın sürpriz bir çıkış yapabileceğine inanıyorum ben. Avcı onu daha önce Enver Cenk’i kullandığı gibi son yarım saatlerde bulunacak boş alanlara yapacağı koşular için düşünüyor olabilir. Ancak Kerim Frei’ın Elia ya da Enver Cenk’ten farkı, içeriye kat edip attığı orta mesafe şutlarla daha fazla skor yapabilecek olması. Bence Kerim Frei’ın söyleyecek daha fazla sözü var.

 

***

Da Costa, sürpriz gol silahı

 

Eski Sivassporlu Manuel Da Costa’yı Türkiye’de attığı uzun mesafe frikik gollerinden hatırlıyoruz. Türkiye’de kurulan gayriciddi barajları düşününce, Başakşehir’de de hâlâ böyle birkaç gol bulması sürpriz olmaz. Ancak Da Costa, Olympiakos’ta oynadığı dönemde başka bir özelliğiyle daha çok ön plana çıktı: Duran toplarda attığı kafa golleriyle… Başakşehir zaten bu alanda doktora yapmış Epureanu gibi bir silaha sahip. Şimdi onun yanına Da Costa da eklendi diyebiliriz.

Yorum Yaz

Yorumla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hürriyet

Diğer Hürriyet İçerikleri

Kucka-Burak, şampiyonluğa yeter mi?

Uğur Meleke23 Temmuz 2017

Belhanda’nın yanına Fernando gerek

Uğur Meleke22 Temmuz 2017

Daha fazla Valbuena gerek

Uğur Meleke21 Temmuz 2017

Dizleri titremeyen adamlar

Uğur Meleke20 Temmuz 2017

Hücuma takviye şart

Uğur Meleke16 Temmuz 2017

Fikstür bizimle alay ediyor

Uğur Meleke13 Temmuz 2017

Saçı değil ruhu tıraş edilen adamlar

Uğur Meleke6 Temmuz 2017

Futbola harika değişiklikler geliyor

Uğur Meleke29 Haziran 2017

Copyright © 2015 Meleke.com