DüzkoÅŸuspor, Galatasaray’a karşı

Kayseri, sabırla ve istikrarla kurgulanmış bir proje takımı… AÄŸustos’ta da dörtlü sert savunma, ikili defansif orta saha, önlerindeki çabuk Gökhan-Cangele-M.Eren üçlüsü ve santrforda Makukula’yla oynuyorlardı. Kasım’da da Hamidou eliyle oyunu iyi baÅŸlatıp takımına 40-50 metre kazandırıyordu. Åžubat’ta da zor gol yiyorlar, oyun planları ve hedefleri aynı.
G.Saray’sa Ağustos’ta 4-2-1-3 oynuyordu, topa maç boyunca hükmetmek istiyor, karşılığını da 3’ün üstünde gol ortalaması tutturarak alıyordu. Kasım’da 4-3-3’e (Aralık’ta 4-4-1-1’e) döndü, topu rakibiyle paylaşan ama daha az gol yiyen bir takım olayım derken kimliğini kaybetti. Sahadaki yetenekli oyuncu sayısı azaldı, gol azaldı, futbol azaldı ama 3 cephede büyük bir yara alınmadan geçildi bu dönem.
Åžubat’taysa (Madrid randevusu yaklaÅŸtığı için olsa gerek) Galatasaray tekrar eski kimliÄŸine dönme niyetinde… Sol bekte Caner tercihiyle hem geriden oyun kurma konusunda zaaf azaltılacak, hem Caner+Giovani uyum sürecini atlattıklarında belki de katkıları Hakan+Caner’i geçecek. Santrforda Arda tabii ki Baros-Kewell etkinliÄŸi gösteremiyor ama Giovani’den fiziksel olarak büyük, hava toplarına hakim, dar alanda da Meksikalı’dan daha etkili olduÄŸu için Madrid’e kadar bu bölgeye alışmak zorunda kalacak. Yani Madrid deplasmanına sadece bir maç kala, Rijkaard’ın Kayseri’de yaptığı prova, kâğıt üstünde doÄŸru.

Üç sebep
Kayseri’deki provanın uygulamada 3 puan getirmemesiyse 3 ana sebeple açıklanabilir:
Birincisi, Neill’in Makukula’ya karşı kurduğu mutlak hakimiyet Kayseri’yi kilitlerken; Sarp-Topal-Elano’nun, Abdullah-Saidou-zemin karşısındaki çaresizliği G.Saray’ı kilitledi.
İkincisi, Keita’nın Hakan karşısındaki resitaline (orijinal pozisyonunda ilk kez oynayan) Giovani ayak uyduramadı, sarı-kırmızılılar hücumda topu eşit paylaşamadı.
Üçüncüsü de, bu arızaları muhakkak ki bizden çok daha iyi gören Rijkaard oyuna istediği gibi müdahale edemedi. Çünkü (2 yılda iyileşemeyip gönderilenlerle takviye ettiğim) Düzkoşuspor; Ufuk-Sabri, Servet, Gökhan, Hakan-S.Çalık, Linderoth, Kewell, Alpaslan-Jo, Baros on biriyle salon futbolu liginde liderdi! Ve ne yazık ki o liderlik, G.Saray’a Süper Lig liderliğini getirmiyordu!

http://www.milliyet.com.tr/duzkosuspor-galatasaray-a-karsi/ugur-meleke/spor/yazardetay/07.02.2010/1195765/default.htm?ver=47

  • Share/Bookmark
Makale tarihi : February 7, 2010
Kategori: Galatasaray, Kayserispor, Milliyet, Müsabaka Tenkit

Yorum

  1. Written by Hüsnü YILDIRAN
    on 07/02/2010 at 17:10
    Permalink

    Maçı izlerken birşey dikkatimi çekti.Türk oyuncular milliyetçi bir ruh bürünmüş gibiydiler.Keita sola geçince Canerden pas istiyor.Caner geriye Sarp a veriyordu.Bunun üstüne Keita da niye atmıyorsun dercesine çıldırıyordu.Arda Elano yerine daha çok Ayhan yada Sarp ile oynuyor hatta Caner ile oynuyordu.Giovani ye nerdeyse Türk oyunculardan hiç pas gelmedi.Elanonun futbol zekası ve yaratıcılığıyla oyun kurmaya çalışan Galatasaray belki Kewell Baros yada Jo dan biri olsaydı sahada 3 puanla dönebilirdi.

  2. Written by Meleke
    on 13/02/2010 at 14:01
    Permalink

    Elano ilk geldiginde böyle bir iddia olmustu. Ama zaman icinde sanırım çözülüyor bu meseleler.
    Giovani’nin pas alamaması pasaportla degil de, uyum süresiyle ilgili olabilir.

  3. Written by ekincierali
    on 13/02/2010 at 17:44
    Permalink

    Giovanni nin “burada sakatlanmaktan korkuyorum,amacım dünya kupasında kendimi göstermek” demeci de etkili olabilirmi acaba.böyle bir düşünce antrenmanlarda da kendisini belli eder ve bu da diÄŸer oyuncuları etkiliyor olabilir.

Yorum yaz