Daha fazla Rijkaard
Özdilek’in geçen sezonun 9’uncu haftasında 2 puanla devraldığı bir takımı önce kümede tutup, sonra bu noktalara getirmesi şahane. Ama daha şahanesi, Özdilek’in bu çıkışı geçen sezon 2, bu yıl da yalnızca 7 transferle başarması. Belki o, ülkenin en çok umut vaat eden teknik adamı değil, belki Sağlam veya Kafkas gibi Milli Takım için adı anılmıyor. Ama kadrosuna duyduğu/aktardığı güven olağanüstü. Önce F.Bahçe’ye sonra G.Saray’a attığı için bugün herkesin konuşmaya başlayacağı Djiheoua, geçen sezon 22 hafta hiç gol kaydedemediği halde ilk 11’deki formasını yitirmemişti! Şenol ve Zitouni, ikinci lige düşüp geri gelen oyuncular. Musa’ya ilk Süper Lig formasını Beşiktaş’a karşı 18 yaşında verdi Mehmet Hoca. O yüzden bu Antalyalılar kupada yoluna devam etse etmese de, uzun yolculuklarının istikrarla sürdüğünü biliyoruz.
* * *
Rijkaard’dan beklediÄŸimiz de böyle bir yolculuktu aslında… Ama 4 ofansif oyuncuyla (oyun kurucu Arda, solda Kewell, saÄŸda Keita, önde Baros’la) 4-2-1-3 gibi baÅŸladığı yolculuk, F.Bahçe maÄŸlubiyetinden sonra 4-3-3’e; devre arasıyla beraber de 4-4-1-1’e (sadece 2 ofansif oyuncuya) döndü. Hollandalı’nın kafasındaki pas oyunu her mevkide yetenekli adamlar gerektirirken, her geçen gün sarı-kırmızılıların sahadaki becerikli futbolcu sayısını azaltması garip. Zaten geri dörtlüdeki yetenek problemi büyümüş (Emre Sabri’den, UÄŸur Hakan’dan daha az yetenekliyken, Neill de Zan’ın kilometrelerce önünde deÄŸilken); orta sahada dayanıklılığı artırıp beceriyi düşürmek, bizim alışık olduÄŸumuz Rijkaard takımlarında tercih edilen bir ÅŸey deÄŸildi.
Örneğin Barcelona’nın orta sahasını Keita, Marquez, Busquets, Toure ile kurup önüne Messi’yle Krkic’i ekleseniz; emin olun bu ikili de bu orta sahayla normal performanslarının çok altında kalacaklardır. Daha da önemlisi, Barcelona kendi kimliğinden çıkacak, başka bir takım olacaktır.
Åžu anda G.Saray’ın yaÅŸadığı da bu. Mevzu sadece ofansif oyuncu sayısının azalması deÄŸil. Becerinin azalması… Top hakimiyetinin azalması… Niyetin azalması… Rijkaard’ın azalması…
Galiba Galatasaray’ın ihtiyacı, daha fazla Rijkaard…
on 04/02/2010 at 10:39
Permalink
Daha fazla Rijkaard, daha az Mustafa Sarp.Galatasaray çok başına buyruk oynuyor.Sarp aldığı topu sürmeye çalışıyor.Zaten Sarp Barış Ayhan 3 lüsünün oyun kurma konusundaki başarısızlığını.Bunun üstüne birde Sarp ın inanılmaz kötü oyunu, her aldığı topu sürmeye çalışması, attığı pasların yerden olmayışı ve sürekli ileride gol araması alışık olduğumuz Sarp görüntüsünden çok daha farklıydı.Bunun üzerine takım için iletişimin sıfıra inmiş olması kaçınılmaz bir malübiyeti getirdi.Oyuncular hiç birbiriyle konuşmadığı gibi birbirlerinide çok iyi bozdular.Eminim Rijkaard bunları dikkate alıcaktır.
on 04/02/2010 at 11:39
Permalink
Galatasaray’ın dertlerini aslına bakarsanız birkaç kategoride toplamak mümkün.
1.Yetersiz kaleciler: Öncelikle Mondragon’un ardından dikiÅŸ tutturulamayan kale meselesi. Gelenlerin hiçbiri beklenen güveni veremediler.
2.DevÅŸirme bekler: Cihan ile baÅŸlayan, “Her mevkiide oynar” yalanı; Sabri ile devam etti. Sabri birkaç maç diye baÅŸladığı saÄŸ bekten kurtulamadı. O bölgenin gerçek adamlarının çok uzun yıllardan beri transferlerde tercih edilmemesi ilginç deÄŸil mi?
3.Sağlık Ekibi: Birkaç yıldır her devre arasında bakalım bu yıl kaç sakat olacak diyerek başlanıyor. Milli takımı da pençesine alan bir durum oldu bu. Sanırım artık bu durumu şanssızlıkla açıklayamayız
4.SCsizlik(Striker Center): Hakan Şükür’den bu yana golcü meziyetlerini gördüğümüz iki adam oldu. Baros, Nonda. Biri sakat, biri de anlamsız bir biçimde gönderildiÄŸinden ileri ucu iflas etmiÅŸ bir takımla yüzleÅŸtik.
DediÄŸiniz gibi sezon başına ne büyük hayallerle, gol rekorunu kırar bu takım sözleri ile baÅŸlamıştık. Ancak “Hayaller hayatın yaramaz çocukları gibidir, bir elma ÅŸekeri için sizi kandırır giderler” diye boÅŸuna söylememiÅŸler.
on 13/02/2010 at 18:02
Permalink
Mustafa Sarpın hücuma yönelik oyununu eleştiren arkadaşıma şaşırdım doğrusu.ona ayak uyduramayan M.topal i eleştirirken ben.
bence Galatasaray in en büyük sorunu oyuncuların ,Rijkaard ın kariyer gömleğini sırtlarına geçirmiş olması.herşeyin kendiliğinden olacağını düşünen oyuncular topluluğu.Antalyaspor maçı bunun en güzel örneği.
başarılı bir ortasaha ile golcüsüzlük sorunun aşılabileceğini düşünüyorum.Kalli de böyle düşünüyordu ilk geldiğinde.yönetimin golcü isteğine; -golü herkes atar,bana defans oyuncusu lazım- diyere strumpf u aldırtmıştı.
yani bir (sağlam) linderoth a ihityacımız var bence.
Nonda konusunda hak veriyorum.Giovanni tamam,Kewell için harcandı Nonda ama ben olsam Franconun yerine kaleye Nondayı alırdım :)