Meleke’nin 7 Haziran 2009 tarihli Giovani Dos Santos yazısı

Transfer rehberi: Giovani Dos Santos

Babası eski bir profesyonel futbolcu Zizinho… Ağabeyi Eder Club America’da, kardeşi Jonathan Barcelona’da oynuyor. Ama aileden futbolcu bu adamlar içinde en yeteneklisi ve en umut vaat edeni Giovani olarak gösteriliyor.
2002’de yani yalnızca 13 yaşında Barcelona alt yapı saflarına katılmış Giovani… Abdullah Avcı’nın Türkiyesinin dördüncü olarak bitirdiği 2005 Dünya U17 Futbol Şampiyonası’nda yıldızlaştı. Şampiyon Meksika formasıyla tam 8 asist yaparak “gümüş top” ödülünü kazandı. 2006’da, sadece 17 yaşındayken hem Barcelona A takımıyla idmanlara çıkmaya başladı, hem de Hugo Sanchez yönetimindeki Meksika formasını ilk kez giydi. Bir sonraki yaz yapılan 2007 Dünya U20 Futbol Şampiyonası’nda Meksika çeyrek finalde elenmesine rağmen Giovani bu kez de “bronz top”un sahibi oldu.

Murcia’ya 3 gol
2007 yazı onun için dönüm noktasıydı, zira İspanya’daki 3 yabancı sınırlaması nedeniyle fazla şans bulamadığı Barcelona kadrosuna artık girebilecekti. Ağustos 2007’de çifte vatandaşlık ve AB pasaportu aldı, Rijkaard yönetimindeki Barcelona takımına dahil oldu. Henry, Eto’o, Ronaldinho, Messi ve Krkic’in de bulunduğu Barcelona’da çoğu sonradan oyuna girdiği 28 maçta forma giymeyi başardı. Ligin son maçında Murcia’ya 3 gol birden attı. Ama sezon sonunda hem onu çok seven Rijkaard, hem de Giovani veda ettiler Nou Camp’a…

İngiltere Premier Ligi’nde etkin menajeri Zahavi, onu 6 milyon euroya Tottenham’a getirdi. Ama sıkıntılı Tottenham’da (şanssız sakatlığının da etkisiyle) kendini göstermeyi başaramadı. Devre arası kiralık gittiği Ipswich’te taraftarın gözdesi oldu, İngiltere 2. Ligi’nde oynadığı 8 maçta 4 gol ve 1 asistle yıldızlaştı. Lakin onun kafasında ikinci ligde oynamak yoktu. Giovani, sezon başı itibariyle Tottenham’a dönüyor ve bugünkü menajer Redknapp’ın ona çok büyük bir hayranlık beslemediği ortada. Şubat 2009’da bir televizyon röportajında Defoe’nun sakatlığına rağmen 4 iyi santrforu (Keane, Pavlyuchenko, Bent, Campbell) olduğunu söylemesi ve Dos Santos’tan hiç bahsetmemesi bunun ispatı… Tottenham, 6 milyon harcadığı Giovani’yi çok büyük zarar etmeden satabileceği gibi, tekrar kiralamayı da düşünebilir.

Hem kanat hücumcusu, hem de forvet arkası pozisyonlarında yer alabilen Giovani, henüz 20 yaşında ve kendini ilk 11 oynayabileceği bir yerde göstermek istiyor. Hele de Ş.Ligi veya Avrupa Ligi’nde oynama fırsatı, onun istikametini Türkiye’ye çevirebilir…

KÜNYESİ
Adı: Giovani Dos Santos Ramirez
Doğum tarihi ve yeri: 11.5.1989, Monterrey/Meksika
Milliyeti: Meksika
Boy: 1,74
Mevki: Sol açık, sağ açık, ofansif orta saha
Kulübü: Tottenham
Sözleşme bitişi: 30 Haziran 2013
Tahmini bonservis bedeli: 4-5 milyon euro

Kariyeri
2007-08 Barcelona 28 maç 3 gol
2008 Tottenham 6 maç 1 gol
2009 Ipswich 8 maç 4 gol
Milli takım
Meksika U17 8 maç 2 gol
Meksika U20 6 maç 5 gol
Meksika 12 maç -

http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetayArsiv&ArticleID=1103737&AuthorID=112&b=Rijkaardin%20gozdesi&a=Ugur%20Meleke&ver=60

  • Share/Bookmark
Makale tarihi : January 29, 2010
Kategori: Genel

Yorum

  1. Written by m@niaC
    on 29/01/2010 at 18:34
    Permalink

    Yetenekli bir oyuncu olduğu kesin.Hatta belki yıldız adayı.Ama Galatasaray’ın aradığı adam değil ki şuan ki yabancı kontenjanının dolu olup mevcut olan oyuncuları bile gönderdiklerini ve de hücum hattındaki(forvet hariç) zenginliği düşünürsek 4-2-3-1 in forveti olabilecek bir oyuncu olmayan Gio nun ne kadar gerekli olduğu şüpheli.Ki ofansif orta saha olarak solda Caner Arne Riise yada Canerinho,Arda ortada Arda, Elano sağda Keita, Elano, Sabri, Barış ve bunlara bu 3 mevkidede oynayabilecek Emre Çolak gibi genç yetenekler varken Dos Santos transferi ne kadar doğru?

  2. Written by erdem_elano
    on 29/01/2010 at 23:09
    Permalink

    Aslında ilk bakışta dos Santos bu kadar oyuncu zenginliği içinde mantıksız gözükebiliyor fakat o kadar doğru bir transferki…
    Bu gün ülkemize C.Ronaldo dahi gelse yine bir kulp uydurulacaktır. Malumunuz Türkiye… Elimizde Arda var, Caner var, Çolak var, ne gerek var Giovani’ye diyebiliyoruz. Ama ortada bir alt yapı sorunu var. Kimse Emre Çolak ve Giovani’yi kıyaslayamaz. Emre’nin daha kötü olduğunu ima etmiyorum ama onlar beşinci kademelerdeyken biz birdeyiz tabir-i caizse. Gerek imkanlar olsun gerek genlerden olsun ( giovani, babası, abisi ve kardeşi… Maaile futbolcular :) ) futbol bunların doğasında var, iliklerinde dolaşıyor.
    Biz yerli futbolcularımızı lafta koruyup ve savunup lafta dünya yıldızı yapacağımıza Giovani gibi genç oyuncuların zamanında ellerinde olan imkanların aynısını futbolcularımıza sağlamalıyız.

  3. Written by m@niaC
    on 30/01/2010 at 08:39
    Permalink

    C.Ronaldo gelse(ki Messi yi yeğlerim) tek takılacak kulp böyle bir lige böyle bir oyuncunun fazla olduğudur.Emre ile Gio yu kıyaslarım, Arda ile Gio yu kıyaslarım hatta Aydın ile bile Gio yu kıyaslarım.Çünkü göreceksiniz ki bunlardan hiçbir farkı yok.Evet kumaşı çok iyi ama Türkleride bu kadar küçük görmemek gerek.Unutulmasınki Galatasaray UEFA kupasını aldığında devamlı oynayan 3 yabancısı(Hagi,Popescu,Taffarel) bunların yanındada arada oynayan Capone vardı.Demekki Türklerede şans verildiğinde bir Gio, Leo çıkartabilirler.Hatta iyi bir çocuk olurlarsa şirinleri bile görebilirler :)

  4. Written by erdem_elano
    on 30/01/2010 at 22:49
    Permalink

    :):) Elbette haklısınız o konuda. Devamlılık ve istikrar önemli. Fatih Terim dönemininde bu konudaki başarısı ortadadır. Dediğiniz gibi Hagi- Popescu bacanaklar, Taffarel ve benim çok büyük hayranı olduğum Capone demirbaşlardandı. Bunlar çok özellikli futbolculardı. Capone’nin golleri, Popescu’nun müthiş soğukkanlılığı ve tecrübesi, Taffarel’in müthiş özverisi ve muhteşem yeteneği ile Hagi’nin liderliği, meziyetleri, hırsı… Bunlar tamamen tabir-i caizse düz( İlla ki yetenekliler)dir… yerli futbolculardan oluşan ama yürekli olan oyuncularla birleşince ortaya başka birşey çıkıyor. Ama o kadrodaki hiçbir yerli futbolcu bir Hagi bir Popescu olamadı. Şimdi Kewell olmadan, Keita olmadan, Baros olmadan çıksın bakalım bu takım… Futbol bütün işidir kesinlike. Yerlisi yabancısı oynasın diye bir kavga söz konusu olmasın futbolumuzda. Zaten herşeyi göreceğiz bu oyuncular sahaya çıktıklarında.

    Benim ekstra bir takıntım var. Hazır yerli yabancı konusu var. Hamit Altıntop, Mesut Özil gibi oyuncuların konularında sinir olduğum bir durum. Eğer ki biz diyorsak yerlilere şans verelim vesaire vesaire… O zaman Hamit mili takımda oynamayacak, Mesut’un peşinden koşulmayacak. Bu adamlara Milli Formayı giydi diye Türk diyemeyiz. Almanya’da yetişiyor, oranın eğitimini alıyor, bir Alman gibi yaşıyor, ondan sonra bizimkiler “Ah maşallah Türk evladı Bayern’de…” diye övünüyor. Yok öyle yağma. Bu adamlar en Alman’dan daha çok Almandır. Çok Aydın, Emre meraklısıysak Hamit alınmayacak Emre alınacak, Yıldıray zamanında alınmayacaktı Ceyhun Eriş alınacaktı… Tabi ki bunlar benim kendi düşüncelerim her düşünceyede saygı duyarım.

  5. Written by m@niaC
    on 30/01/2010 at 23:43
    Permalink

    O konuda sana katılmıyor değilim.Ki Aurelio hiç alınmamalıydı.Ayrıca Cevat hoca ile tamamen Türk kadro ile çıkıp şampiyon olmuştuk.Ben bu kadroda Kewell yada Keita olmasın demiyorum ki hatta Santos ta olsun.Ama önce bir direk oynayabilecek santrafor olsun:) Yada Santos kazanılacak diye Caner heba olmasın.Elano oynayacak diye Arda yalan olmasın.Benim demek istediğim bu takıma bir santrafor gerekirken kadronun en zengin bölgesine adam almanın gereksizliği.

  6. Written by erdem_elano
    on 31/01/2010 at 01:47
    Permalink

    Doğru sonuçta aynı noktaya çıkıyoruz ama geldiğimiz yollar farklı biraz… :)

    Ne yabancılar geldi Galatasaray’a da Kadıköy’de top görmeden gitti. Bizim 11 Metin çıkıp top göstermedi Fenerbahçe’ye. Hala tüylerim diken diken olur. Ama psikolojik açıdanda çok önemli tabii ki. Mesela o günkü maçı Fenerbahçe ile değil herhangi bir avrupa deviyle oynasaydık dahi yenemezlerdi bizi. İşte bizimkilerin özverisi, yürekliliği yabancıların daha çok teknik zekasıyla birleşince tadından yenmez. Tek söylemek istediğim buydu zaten. Ama her zaman dediğim gibi belki ülkemizde geçmişte ya da bu dönemde Messi’yi ya da diğerlerini cebinden çıkaracak birçok yetenek vardır. Sadece imkanların olmayışıdır beni üzen. Hollanda’da yetişen gurbetçi bir arkadaşım var oradaki alt yapı, futbol okulu sistemini anlatıyor ağzım açık kalıyor, kardeşimi galatasaray futbol okuluna yolluyoruz on tur koşup geliyor. Yeteneğe değil paraya bakıyor büyükler malesef. Ne ekersek onu biçiyoruz.

    Birde bu yabancı konusunda kısa bir söylemek istediğim var. Kaleciler bu konuda en çok tokat yiyenlerdir. Bu gün bu ülkede Aykut Erçetin’in özverisine sahip hiçbir kaleci yoktur. Bu adam 5 yıl yedek oturdu. Sonra Mondragon gitti tam Aykut geçecek dedik kaleye Orkun geldi. (Orkun bence kesinlikle 2.lig seviyesinde bir kalecidir.) Aykut yine kulübeye…

    Sonra hatırlarsanız bir Kasımpaşa maçıydı sanırım ve ardından Fenerbahçe ile 0-0lık mücadelenin rövanşı vardı. Orkun Kasımpaşa maçında yediği gol yüzünden tribünden tepkiler görünce Fener maçında oynamak istememişti. Ve Aykut onca zaman sonra o kritik derbiye çıkıp takımını galibiyete taşıyıp ondan sonra ligde ki müthiş performansıyla takımının şampiyon olmasını sağlayıp
    bugün hala kendisinden bir adım dahi önde olmayan Franco’nun arkasındaysa ve hala Galatasaray kalesini korumak için canı gönülden çalışıyorsa sabırla Aykut bunları hak etmiyor.

Yorum yaz