<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Uğur Meleke Online</title>
	<atom:link href="http://www.meleke.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.meleke.com</link>
	<description>If you build it, He will come...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Sep 2010 22:48:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Hiddink&#8217;e açık mektup</title>
		<link>http://www.meleke.com/?p=2540</link>
		<comments>http://www.meleke.com/?p=2540#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 22:48:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Meleke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Glokal]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meleke.com/?p=2540</guid>
		<description><![CDATA[Efsanevi bir futbolcu, sıra dışı bir teknik adam olan Jean Tigana’nın Beşiktaş’ta yaşadığı en büyük problem, “yarışmacı” yönünün “eğitimci” tarafının çok gerisinde kalmasıydı. Serdar Kurtuluş, Burak Yılmaz gibi gençlerden olağanüstü verimler alıyordu, ama İstanbullu yöneticilerin tek derdi kupalar kazanmaktı. Chelsea’de Mourinho döneminin bitmesinde rol oynayan önemli unsursa Portekizli’nin kafayı sadece yarışmaya takmış olmasıydı. Londra ekibinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Efsanevi bir futbolcu, sıra dışı bir teknik adam olan Jean Tigana’nın Beşiktaş’ta yaşadığı en büyük problem, “yarışmacı” yönünün “eğitimci” tarafının çok gerisinde kalmasıydı. Serdar Kurtuluş, Burak Yılmaz gibi gençlerden olağanüstü verimler alıyordu, ama İstanbullu yöneticilerin tek derdi kupalar kazanmaktı.</p>
<p>Chelsea’de Mourinho döneminin bitmesinde rol oynayan önemli unsursa Portekizli’nin kafayı sadece yarışmaya takmış olmasıydı. Londra ekibinin geleceğini kurmaya çalışmadığı için mağlubiyetlerde bir bahanesi yoktu, sahada 18-19 yaşında gençler dolaşmıyordu. Tek derdi yarışmak olunca, yarışmada geriye düştüğü anda Londra’yı terk etmek zorunda kaldı.</p>
<p>Hiddink’in de Türkiye günlerini Avustralya ya da Kore görevinden ayıracak en önemli fark galiba bu olacak. Biz hem Hiddink’ten eksik futbol mantalitemize dair birtakım nokta atışı tespitler ve müdahaleler yapmasını bekliyoruz, hem de yarın gece 23:00’te Kadıköy’de puan kaybedilmesi ihtimaline karşılık haince pusudayız. 20 yıl önce Fenerbahçe’de çalıştığı günlerle ilgili Hiddink’in Newsweek’e söyledikleri etkileyici: “Muhteşemdi. Dört adayı gören bir manzaram vardı. Ama yalnızdım!”<br />
Sevgili Guus, yirmi yıl sonra Türkiye’de çok fazla bir şey değişmedi, “Yine yalnızsın”. Ve bu yalnızlıktan kurtulmak, biraz da senin elinde&#8230;</p>
<p>Kore günleri<br />
Hiddink’in ulusal takım çalıştırma konusunda kariyerinin zirve yaptığı Kore’de durum Türkiye’den biraz farklıydı. Asya futbolunun büyüklerinden Kore’nin gruplardan çıkmakla ilgili bir problemi yoktu. Yalnızca Dünya Kupası’nda artık tek bir galibiyet almak istiyorlardı. Bunun için de Hiddink’in çokça zamanı vardı, yapması gereken sadece oyunculara özgür davranmayı öğretmekti: “Futbolcular, sosyalizmin -ben sadece görevimi yaparım- mantığına uygun davranıyorlardı, risk almıyorlardı. Kimsenin kendilerine bağırmasını istemediklerinden hata yapmamak için, yana/arkaya/sadece birbirlerinin ayağına pas atıyorlardı. Hoca onların gerginliğini bertaraf etti, idmanlarda eğlenmelerini sağladı. Böylece paslar da ileriye doğru gitmeye başladı. Yazar Mare Bennets, Hiddink’in adeta futbolcuların içindeki Leninizm’i çıkardığını söylüyor”<br />
Bu müdahale, Kore’nin Dünya Kupası’nda bir galibiyet almasına yetti ve arttı bile&#8230;</p>
<p>Avustralya günleri<br />
Hollandalı futbol fenomeninin Avustralya dönemi de Kore’yle benzerlikler taşıyordu, onların da Okyanusya eleme grubu maçları hazırlık müsabakaları hüviyetindeydi. Hiddink’in orada da vakti vardı ve çözmesi gereken yine mental bir meseleydi. Simon Kuper’in Hiddink’le yaptığı röportaja göre Avustralyalılar’ın sarf ettiği emekle oyun zekâsı arasında denge yoktu. İnsanlar güçlerinin tamamını sergiliyorlar, ama taktik disiplini atlıyorlardı. Oysa bazen yapabildiğinizden daha azını yapmayı öğrenmeniz gerekiyordu&#8230;<br />
Hiddink Avustralyalılara gerektiğinde kapasitelerinin tepe noktasından daha azını yapabilmeyi öğretti. Bu öğreti, onların da 2006’da ikinci tura çıkmalarına yetti.</p>
<p>Türkiye günleri<br />
Hiddink’in Türkiye’yle başarılı olabilmek için Kore ve Avustralya’ya göre daha fazlasına ihtiyacı var. Avrupa elemeleri, Asya ve Okyanusya elemelerinden çok daha çetin (Zaten Hiddink bunu Rusya’yla yaşadığı 2010 serüveninden de gayet iyi biliyor). Türkiye son 8 büyük turnuvanın dördüne katıldı, üçünde son sekize kaldı. Dolayısıyla bu elemeleri değişim/dönüşüme ayrılalım, 2014’ü hedefleyelim deme gibi bir lüksümüz de yok. Fikstürün de azizliği, ilk 3 resmi maçımızdan ikisi gruptaki kaderimizi tayin edecek nitelikte. Dolayısıyla Hiddink’in süratle tekrar kazanan bir takım üretmesi icap ediyor. Hollandalı’nın bu sürati yakalayabilmesi için de Türkiye’de 20 yıl önceki gibi yalnız olmaması, çok hızlı bir biçimde Süper Lig’deki meslektaşlarından kendine arkadaşlar edinmesi gerekirdi.     </p>
<p>Ben şu ana kadar Hiddink tarafından böyle bir sinyal almadım. Attila Ağbi (Gökçe), Hiddink’in henüz aynı çatı altında çalıştığı Yanal’la bile tanışıklığı olmadığını yazdı. Kadro seçimine (ve Sabri polemiğine) bakılırsa vatandaşı Rijkaard’la da çok fazla bir şey paylaşmıyorlar.</p>
<p>Oysa ben birkaç ay içinde önemli maçlar oynayacak Hiddink’i Paris’te Mevlüt’ün, Valencia’da Mehmet Topal’ın, Trabzon’da Ceyhun’un hocasıyla konuşurken göreceğimi umut ediyordum. Sadri Şener’in Lig TV’ye söylediğine göre ülkenin en formda ekibi Trabzon’un maçlarını bile ulusal takım adına yalnızca Şenol Hoca takip ediyormuş&#8230;<br />
Ligdeki 18 takım içinde duran top konusunda en büyük işleri başaran, geçen yılın duran toptan en fazla gol atan takımını yapan, üstelik kalesinde de çok fazla gol görmeyen Mehmet Özdilek’le Guus’un Antalya’da bir yemek yiyeceklerini hayal etmiştim mesela. Mehmet Hoca’nın rakip kornerler sırasında 3 forvet oyuncusunu geriye getirmemesi, böylece rakibin de onları 4 savunmacıyla beklemek zorunda kalması Hiddink’in/Oğuz Çetin’in ilgisini çekmiştir diye düşünüyordum.<br />
Belli ki çekmemiş&#8230;<br />
***<br />
Belçika’yı konuk ettikten sonra Almanya maçına kadar bir ayı aşkın bir vaktimiz var. Bu bir ay içinde Hiddink’i Almanya’da yeni sivrilen gurbetçi oyuncuları, Parisli Mevlüt’ü, Bursalı Volkan’ı, Antepli Murat’ı, hatta Denizlisporlu Ahmet Cebe’yi tribünde izlerken görmeyi umut ediyorum. Bu oyuncuların hiçbirini Almanya kadrosuna almayabilir, buna kesinlikle saygı duyuyoruz. Ama o oyuncuların hepsini tanıdığından, hocalarıyla konuştuğundan, son durumlarını bildiğinden emin olmak istiyoruz sadece. </p>
<p>Hiddink’in başarı öyküsüne bakılırsa Avustralya’ya zekâ lazımmış, Kore’ye cesaret&#8230; Bizeyse gayret lazım sevgili Guus, ha bir de adalet&#8230;</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.meleke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_256_24.png" width="256" height="24" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meleke.com/?feed=rss2&amp;p=2540</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sor Meleke&#8217;ye</title>
		<link>http://www.meleke.com/?p=2536</link>
		<comments>http://www.meleke.com/?p=2536#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 16:16:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Meleke</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-4-2]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meleke.com/?p=2536</guid>
		<description><![CDATA[Meleke&#8217;ye sormak istediğiniz her türlü soruyu buraya yazın ya da sormelekeye@442dergi.com adresine gönderin. Sorularınız ve Meleke&#8217;nin cevapları her ay 4-4-2 dergisinde yayınlansın. Lütfen sorunuzun altına ad-soyadınızı eklemeyi unutmayın&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Meleke&#8217;ye sormak istediğiniz her türlü soruyu buraya yazın ya da sormelekeye@442dergi.com adresine gönderin.<br />
Sorularınız ve Meleke&#8217;nin cevapları her ay 4-4-2 dergisinde yayınlansın.<br />
Lütfen sorunuzun altına ad-soyadınızı eklemeyi unutmayın&#8230;  </p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.meleke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_256_24.png" width="256" height="24" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meleke.com/?feed=rss2&amp;p=2536</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Belçika ulusal karması</title>
		<link>http://www.meleke.com/?p=2531</link>
		<comments>http://www.meleke.com/?p=2531#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 23:51:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Meleke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Glokal]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meleke.com/?p=2531</guid>
		<description><![CDATA[Kura itibariyle dördüncü torbadan gelse de, Belçika bizim bu grupta ikincilik için en ciddi, en doğrudan rakibimiz&#8230; Kara 2009’u aşmışlar, karmaşık Vandereycken-Vercauteren-Advocaat dönemini geride bırakıp durulmuşlar. Olgun Leekens, takımda birliği bütünlüğü sağlamış, üç kaptan Van Buyten-Kompany ve Vermaelen’i bir arada savunmada uyumla oynatıyor. Artık Advocaat’ın onları 6 ayda yüz üstü bırakıp Rusya’ya gitmesini unutmuşlar, Leekens’le [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kura itibariyle dördüncü torbadan gelse de, Belçika bizim bu grupta ikincilik için en ciddi, en doğrudan rakibimiz&#8230; Kara 2009’u aşmışlar, karmaşık Vandereycken-Vercauteren-Advocaat dönemini geride bırakıp durulmuşlar. Olgun Leekens, takımda birliği bütünlüğü sağlamış, üç kaptan Van Buyten-Kompany ve Vermaelen’i bir arada savunmada uyumla oynatıyor. Artık Advocaat’ın onları 6 ayda yüz üstü bırakıp Rusya’ya gitmesini unutmuşlar, Leekens’le yeni bir takım kurma uğraşındalar.<br />
Aslında kurmuşlar da&#8230; Leekens çok cesur başladı, Dünya üçüncüsü Almanya karşısına santrforda 17’lik Lukaku, sağ yanında 19’luk Hazard, sol yanında 23’lük Dembele’yle çıktı. Alderweireld, Simons, Fellaini, Defour, Benteke ve Vossen de dahil dün oynayan tam 9 oyuncu halen ümit milli takımla bir turnuva görebilecek yaştalar. Dolayısıyla Salı günü bizim milli takımı bekleyen ilk tehlike, 90 dakika boyunca sahada canlı kalabilecek bir ekiple oynuyor olmamız.  Oysa bizim olgun takımımız, Kazakistan karşısında son yarım saati ancak idare edebilmişti!<br />
*  *  *<br />
Tabii gençlik bir bakıma tecrübesizlik de demek, bu yüzden Leekens de savunma hattında olgun oyunculardan faydalanıyor. Dördü de stoper özellikli olan bir dörtlü savunması var: Bekler Ajax’lı Alderweireld ve Arsenalli Vermaelen hemen hiç çıkmıyorlar, kanat hücumcuları Hazard ve Dembele’nin açıklarını kapatma görevini layıkıyla yapıyorlar. Ama onların çıkmaması bizim bekler Sabri ve Hakan’ın çıkabilmesi anlamına gelmeyecektir, çünkü kontra ataklarda Hazard-Dembele’nin sprintleri Belçika’nın en büyük kozu. Sıkça yer değiştiriyorlar, dolayısıyla hem Hakan’ın hem de Sabri’nin gözlerinin özellikle Lille’li Hazard’ın üstünde olmasında fayda var. (Hazard, Cuma gecesi Löw’ün de gözünü korkuttu. Löw devre arasında sol beki Jansen’i çıkarıp daha sert ve defansif Westermann’ı o bölgeye koydu). Şu sıralar yaptığı bireysel hatalarla gündemde olan Hakan’ın o estetik göğüs paslarını filan Salı gecesi Hazard’a karşı denememesinde fayda var.<br />
Leekens’in stoperleri Bayernli Van Buyten ve Manchester Cityli Kompany havada iyiler ama çabuk oyunculara karşı açık verebiliyorlar. Onların önünde oynayan defansif orta saha Simons’la birlikte Cuma gecesi Müller’in/Mesut’un hızına cevap vermekte güçlük çektiler. Yedikleri gol de aralarında geveledikleri bir topu Schweinsteiger’in kapmasıyla oluştu; yani bizim Tuncay’ın, Arda’nın da en az Schweinsteiger kadar hata kovalayabilmeleri gerek.</p>
<p>4-2-3-1 oynuyorlar<br />
Belçika da Almanya gibi 4-2-3-1’i benimsemiş. Ama Almanya’nın çok çabuk ve akıllı santrforu Klose’ye karşılık onların ileri uçtaki adamı Lukaku ağır ve tecrübesiz. 17’lik Anderlechtli Lukaku çabuk olgunlaştığı için kıtanın devlerinin takibinde, ama sanki 3-5 sene sonra da bu oyuncu bu yavaş haliyle çok fazla ilerleyemez gibi. Büyük ihtimalle Servet’le eşleşecek Lukaku’yu Galatasaraylı oyuncu durdurmakta çok büyük güçlük çekmez, bu tarz oyuncuların daha olgunlarına (Antalyalı Serge’ye, Kasımpaşalı Tehoue’ye ve Makukula’ya) karşı oynadı çünkü&#8230; </p>
<p>Son söz<br />
Hiddink’in sadece ikinci resmi maçının gruptaki en kritik iki müsabakamızdan biri olması şanssızlık. Hiddink (Almanya deplasmanına da sadece 35 gün kaldığını göz önüne alarak) yatırımı geçmiş tecrübelere yaptı, birlikte oynama alışkanlığı olan ekibini bozmadı. Belçika’nın da en önemli dezavantajı birlikte oynama alışkanlığının azlığı. Önceki gece bu grubun 4 takımını izledik, ikisi (Almanya ve Türkiye) “milli kulüp”  hüviyetindeler, bir kulüp takımı gibi uyumlular. Belçika’ysa henüz bir “ulusal karma” gibi&#8230; Çok iyi ve yetenekli oyuncuları var, ama sanki bu ekip 2012’de değil 2014’te adından söz ettirebilir. Bizse 2012’yi kaçırırsak birçok oyuncumuzun 2014’ü görmesi hayal gibi. Umarız kâğıt üstündeki veriler sahada da geçerlilik kazanır da, 2012’nin takımı bizimkiler olur. Yoksa Mehmet Topal’sız, Mevlüt’süz listesiyle hafta içi Hiddink’in işi hiç kolay olmayacak.  </p>
<p><a href="http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&#038;ArticleID=1285307&#038;AuthorID=112&#038;b=Belcika ulusal karmasi&#038;a=Ugur Meleke&#038;KategoriID=6">http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&#038;ArticleID=1285307&#038;AuthorID=112&#038;b=Belcika ulusal karmasi&#038;a=Ugur Meleke&#038;KategoriID=6</a></p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.meleke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_256_24.png" width="256" height="24" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meleke.com/?feed=rss2&amp;p=2531</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğlencelik</title>
		<link>http://www.meleke.com/?p=2533</link>
		<comments>http://www.meleke.com/?p=2533#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 22:51:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Meleke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Glokal]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meleke.com/?p=2533</guid>
		<description><![CDATA[Belçika’nın gelecek vaat eden gençlerinden Defour, önceki gece Almanya karşısında 73’üncü dakikada oyuna girdi. Ancak Alex Ferguson’un da dikkatle izlediği Defour’un formasında ufak bir sorun vardı, ön tarafında 15, arkasında 14 numara yazıyordu! Hazard’ın yerine oyuna giren Liegeli futbolcu, sahada kaldığı 20 dakikada sağ ve sol açıkta görev yaptı, yani Salı günü sağ bekimiz Sabri’yle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Belçika’nın gelecek vaat eden gençlerinden Defour, önceki gece Almanya karşısında 73’üncü dakikada oyuna girdi. Ancak Alex Ferguson’un da dikkatle izlediği Defour’un formasında ufak bir sorun vardı, ön tarafında 15, arkasında 14 numara yazıyordu! Hazard’ın yerine oyuna giren Liegeli futbolcu, sahada kaldığı 20 dakikada sağ ve sol açıkta görev yaptı, yani Salı günü sağ bekimiz Sabri’yle de eşleşme ihtimali var. Avrupa futbolunun iki iyi ve talihsiz kanat oyuncusunun bu eşleşmesi de gerçekten enteresan olacak!</p>
<p><a href="http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&#038;ArticleID=1285307&#038;AuthorID=112&#038;b=Belcika ulusal karmasi&#038;a=Ugur Meleke&#038;KategoriID=6">http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&#038;ArticleID=1285307&#038;AuthorID=112&#038;b=Belcika ulusal karmasi&#038;a=Ugur Meleke&#038;KategoriID=6</a></p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.meleke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_256_24.png" width="256" height="24" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meleke.com/?feed=rss2&amp;p=2533</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>35 gün</title>
		<link>http://www.meleke.com/?p=2528</link>
		<comments>http://www.meleke.com/?p=2528#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 23:24:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Meleke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[Müsabaka Tenkit]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meleke.com/?p=2528</guid>
		<description><![CDATA[Kazakistan FIFA sıralamasının 125’incisi, yani Çad’ın, Kape Verde’nin, Guyana’nın bile altındalar. Üstelik sahada son derece medeniler, Azerilerle oynadığımız maçlardaki gibi rakibi sertlikle yıldırmaya çalışmıyorlar. Kendi toplarını oynamayı deniyorlar, Alman hocaları ve Almanya’dan/Rusya’dan devşirdikleri oyuncularla yeni bir ekol üretme uğraşına girmişler. Bu süreçte de onların rakibi biz değiliz, muhtemelen gruptaki Azerbaycan maçlarını hedefliyorlar. O yüzden dün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kazakistan FIFA sıralamasının 125’incisi, yani Çad’ın, Kape Verde’nin, Guyana’nın bile altındalar. Üstelik sahada son derece medeniler, Azerilerle oynadığımız maçlardaki gibi rakibi sertlikle yıldırmaya çalışmıyorlar. Kendi toplarını oynamayı deniyorlar, Alman hocaları ve Almanya’dan/Rusya’dan devşirdikleri oyuncularla yeni bir ekol üretme uğraşına girmişler.<br />
Bu süreçte de onların rakibi biz değiliz, muhtemelen gruptaki Azerbaycan maçlarını hedefliyorlar. O yüzden dün geceki maçın ne teknik, ne de fiziksel olarak bizi zorlayıcı bir sınav olduğunu söylemek mümkün değil. Zaten Hiddink’in de dün akşam esas hedeflediği birbiriyle uyum içinde çalışmaya alışmış adamların sahada geçirdikleri dakikaları artırmalarıydı. İlk 11’inden 5’i hafta sonu bir dakika bile oynamamış ay-yıldızlılar için dünkü doksan dakika da sanırım moralli bir idman olmuştur.<br />
Evet, Hiddink’in bu iki maç için yaptığı kadro seçimi benim için de hayal kırıklığıydı. Tabii ki radikal bir revizyon beklemiyordum, ama Hollandalı’nın ilk 3 ay birikimlerinin ayak izlerinin bu kadroda hissedileceğini umuyordum. Bu kez olmadı. Hiddink ulusal takımın “haftanın panoraması”  biçiminde seçilmediği görüşünü dayanak kabul etti, sadece 3 maçlık Süper Lig performanslarına değil, 6-7 yıllık alışkanlığa yatırım yaptı. Hiddink’in tercihinin bu yönde olmasının bence en önemli nedeni, Almanya’yla 8 Ekim’de oynanacak olması&#8230;<br />
Eğer Afrika 2010 eleme grubunda olduğu gibi birinci torba rakibimizle Mart-Nisan fikstüründe (yani 6-7 ay sonra) karşılaşsaydık, Hiddink Eylül-Ekim maçlarında daha fazla risk alabilir, yeni oyuncular deneyebilirdi. Ama bir hocanın yeni takımındaki en kritik maçı sadece 35 gün sonraysa (bu boşlukta hazırlık müsabakası oynama şansı da yoksa) geçmiş kazanımlara daha fazla güvenme tercihine saygı göstermek gerek.</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.meleke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_256_24.png" width="256" height="24" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meleke.com/?feed=rss2&amp;p=2528</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kupa Afrika&#8221;zede</title>
		<link>http://www.meleke.com/?p=2525</link>
		<comments>http://www.meleke.com/?p=2525#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 22:57:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Meleke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[Profil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meleke.com/?p=2525</guid>
		<description><![CDATA[Nijeryalı Yobo, güçlü fiziği, karakteri, istikrarı ve profesyonelliğiyle 7 sezonda Everton’ın sembol oyuncularından biri olmayı başardı. Menajer Moyes’un Goodison Park’a ilk transferiydi, bu hamlenin ne kadar başarılı olduğu Yobo’nun Everton’da en çok forma giyen okyanus ötesi oyuncu olmasıyla tescillendi. Ancak 30 yaşındaki Yobo’nun Moyes’un gözünden düşüşü, birçok Afrikalı oyuncuda olduğu gibi Afrika Kupası sebebiyle olmuş. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nijeryalı Yobo, güçlü fiziği, karakteri, istikrarı ve profesyonelliğiyle 7 sezonda Everton’ın sembol oyuncularından biri olmayı başardı. Menajer Moyes’un Goodison Park’a ilk transferiydi, bu hamlenin ne kadar başarılı olduğu Yobo’nun Everton’da en çok forma giyen okyanus ötesi oyuncu olmasıyla tescillendi.</p>
<p>Ancak 30 yaşındaki Yobo’nun Moyes’un gözünden düşüşü, birçok Afrikalı oyuncuda olduğu gibi Afrika Kupası sebebiyle olmuş. 2006’da Mısır dönüşü yerini ilk kez kaptırmış ama ilk fırsatta formasını geri alarak 2006-2007 sezonunun tüm maçlarında 90 dakika forma giymiş. 2010 Angola dönüşüyse işi o kadar kolay olmamış. Turnuvadan önce Everton’da 17 maçta oynayan Yobo, dönüşte sadece 6 forma şansı bulabilmiş. Moyes, Yobo’nun 2006 ve 2008’de iki kez yaşadığı diz problemlerini de göz önüne alarak Nijeryalı’yı kiralamaya karar vermiş.</p>
<p>Aslında Yobo Premier Lig’deki istikrarlı oyunuyla Everton’da hâlâ kalmayı hak ediyordu, ama bu yıl yürürlüğe sokulan 25 oyuncu sınırlaması nedeniyle Moyes’un ondan vazgeçmiş olma ihtimali de yüksek (Insua’nın ayrılışında da bir benzerlik var). Dünya Kupası’nda Nijerya’ya kaptanlık yapan ve her 3 maçta da oynayan Yobo’yu Rangers ve Celtic de istemiş ama Everton’la maaşın paylaşılması konusunda anlaşamamış oldukları tahmin ediliyor. </p>
<p>Eğer Yobo diziyle ilgili sorun yaşamazsa bu yıl Fenerbahçe’ye katkı yapacağı kesin. Bir sonraki Afrika Kupası’nın da 2012’de düzenleneceği göz önüne alınırsa sarı-lacivertli kulüp en azından bu sezonluk rahat&#8230; Yobo güçlü ve vazgeçmeyen bir stoper olduğu gibi, sağ bek ve defansif orta saha oynayabilecek yeteneklere de sahip. Belki Gökhan-Okan ikilisi nedeniyle sağ bekte ona ihtiyaç olmayacaktır ama gerekirse en az Cristian kadar kesici özellikler gösterebileceğini düşünüyorum.</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.meleke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_256_24.png" width="256" height="24" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meleke.com/?feed=rss2&amp;p=2525</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalın Insua, ince Misimoviç</title>
		<link>http://www.meleke.com/?p=2523</link>
		<comments>http://www.meleke.com/?p=2523#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 23:43:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Meleke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[Profil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meleke.com/?p=2523</guid>
		<description><![CDATA[Insua anatomi itibariyle biraz kalın ve çok süratli de sayılmaz ama defansif görevlerini eksiksiz yapan sorumlu bir sol bek&#8230; Misimoviç çok yetenekli, çok ince bir oyuncu ama onun da koşmadıklarını Mustafa’yla Ayhan’ın koşması gerekecek Sezon başında Galatasaray teknik direktörü Rijkaard’ın öncelikli ihtiyaçlarından biri sol bek değildi, ama gerek Hakan’daki olağanüstü düşüş, gerekse Hakan ve Çağlar’ın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Insua anatomi itibariyle biraz kalın ve çok süratli de sayılmaz ama defansif görevlerini eksiksiz yapan sorumlu bir sol bek&#8230; Misimoviç çok yetenekli, çok ince bir oyuncu ama onun da koşmadıklarını Mustafa’yla Ayhan’ın koşması gerekecek </p>
<p>Sezon başında Galatasaray teknik direktörü Rijkaard’ın öncelikli ihtiyaçlarından biri sol bek değildi, ama gerek Hakan’daki olağanüstü düşüş, gerekse Hakan ve Çağlar’ın stoper oynayabilirliği Insua transferini de anlaşılır kılıyor. Hakan zaten geçen sezonun sonunda Neill’la birlikte Rijkaard’ın ideal stoper ikilisini oluşturuyordu. O kendini toparladığında Rijkaard onu tekrar göbekte kullanabilir. Üstelik Çağlar da Denizli’de geçen sezonun büyük bölümünü stoper oynayarak geçirdi. Yani Insua transferi, bir bakıma Galatasaray’ın içeriden stoper transferi anlamına da geliyor.</p>
<p>21 yaşındaki genç Insua’yı geçen sezon boyunca Liverpool’da oynadığı iyi oyundan tanıyoruz. Boca Juniors altyapısında yetişen oyuncu kendi kulübünde pek oynama şansı bulamamış ama Arjantin’in U17 takımındaki olgun performansı Liverpool futbolcu ajanlarının gözünden kaçmamış. O günden sonra Arjantin U20 ve A milli takımlarında da şans bulan Insua, dört yıldır Liverpool kadrosundaydı&#8230;</p>
<p>Merseyside’daki ilk 3 yılında çok fazla forma şansı bulamayan oyuncu geçen sezon Aurelio’nun sakatlığı ve Dossena’nın düşük formu nedeniyle ilk 11’e yerleşti ve Benitez onu tam 44 resmi maça başlattı. Bu sezon başındaysa Aurelio iyileşti, Hodgson da eski talebesi Konchesky’yi Anfield’a getirdi. 2010-11’de pozisyonunun üçüncü oyuncusu konumuna düşen Insua, maç oynamaya devam etmek için İstanbul’a geliyor. Tabii Insua burada başarılı olursa Galatasaray onu tutabilecek mi, yoksa Giovani gibi sadece kısa vadeli bir çözüm mü olacak, onu sadece sarı-kırmızılı yöneticiler biliyorlar.</p>
<p>***</p>
<p>Misimoviç’le Insua’nın aynı gün İstanbul’a gelmeleri dışındaki diğer ortak yönleri, kulüplerinin onların pozisyonuna yaptıkları transferler sonrası gitmeye mecbur kalmaları&#8230; Geçen sezonu hayal kırıklığıyla kapatan Wolfsburg’un çiçeği burnunda menajeri McClaren, Juventus’tan Diego’yu transfer edince Misimoviç’e de kendine yeni bir takım bulmak düştü.</p>
<p>Misimoviç Almanya doğumlu, eğitimini Almanya’da almış, büyün kariyerini de Almanya’da geçirmiş bir oyuncu. Onun yeteneklerini en erken keşfeden Bayern Münih’e 2009 yazında geri dönmesi söz konusu oldu ama o transfer gerçekleşmeyince Bavyera devinde tekrar oynayamadan ülke dışına çıkmak zorunda kaldı. Gerek Bochum’da, gerek Nürnberg’de, gerekse Wolfsburg’da yeteneklerinden kimse şüphe duymadı ama 2008-2009 sezonunda Dzeko ve Grafite’yle işbirliği ona dünya çapında ün kazandırdı. O, 18 asistle sezonu kral olarak, takımı da şampiyonluk tacıyla tamamladı. Aynı dönemde bizimle aynı grupta yer alan Bosna’yı da play-offlara kadar taşıdı fakat orada koç Blazeviç’le yaşadığı sorunlar nedeniyle daha ilerisini göremedi. </p>
<p>Asist vasfının yanına uzaktan goller ve frikikler de ekleyebilen, pasör olduğu kadar skorer özelliği de olan Misimoviç’in Galatasaray’da yaşayacağı en önemli sorun maç içindeki istikrarsızlıkları olacak. Koşmayı çok seven bir oyuncu değil, 90 dakika içinde de zaman zaman kaybolabiliyor. Wolfsburg’da onun bu açıklarını Gentner-Josue-Hasebe gibi enerjik üçlüler kapatıyorlardı, dolayısıyla Rijkaard ondan 10 numara pozisyonunda faydalanacaksa arkasına enerjik bir ekip kurmak zorunda kalacak. </p>
<p>Arda-Elano gibi oyuncuların varlığında Rijkaard, Misimoviç’e pozisyon bulmakta zorlanırsa Boşnak yıldızın sağ açıkta oynamışlığı da var.</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.meleke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_256_24.png" width="256" height="24" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meleke.com/?feed=rss2&amp;p=2523</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğaçlama futbol</title>
		<link>http://www.meleke.com/?p=2521</link>
		<comments>http://www.meleke.com/?p=2521#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 22:26:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Meleke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antalyaspor]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[Müsabaka Tenkit]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzonspor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meleke.com/?p=2521</guid>
		<description><![CDATA[Antalya’da dün gece belki iyi bir futbol oynanmadı ama bunun için oyuncuları suçlamak da mümkün değil. Dün Real’le Barcelona’yı Mardan Stadı’na getirseniz, önce filelerin onarılması için maçı geç başlatsanız, sonra ikide bir sahaya atılan ekstra toplar nedeniyle oyunu durdursanız, 10 dakika sonra da aniden stat ışıklarının seviyesi düşse oyuncular herhalde afallarlar. Oyun biraz hareketlenmişken su [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’da dün gece belki iyi bir futbol oynanmadı ama bunun için oyuncuları suçlamak da mümkün değil. Dün Real’le Barcelona’yı Mardan Stadı’na getirseniz, önce filelerin onarılması için maçı geç başlatsanız, sonra ikide bir sahaya atılan ekstra toplar nedeniyle oyunu durdursanız, 10 dakika sonra da aniden stat ışıklarının seviyesi düşse oyuncular herhalde afallarlar. Oyun biraz hareketlenmişken su molasıyla bir kez daha tempoyu düşürseniz, bir süre sonra da elektriklerin tamamen gitmesiyle takımları yarım saat sahada mahsur bıraksanız, orada Messi’yle Ronaldo bile olsa performansları düşer!  </p>
<p>Düştü de zaten&#8230; İlk lig maçında daha hareketli olmasını beklediğimiz Jaja’nın temposu umulandan düşüktü ama kalitesiyle, topla münasebetiyle Güneş’in ön tarafta istediği pas oyununa yatkın bir adam olduğunun sinyallerini verdi. Bu sinyallerin dün gol üretimine dönüşmemesinin iki ana nedeni var: Birincisi Proment’in düzenli faullerini Jaja saydı, elleriyle işaret etti ama Göçek sayamadı. İkincisi de Jaja Metalist’teyken önünde oynayan Deviç’le çok iyi bir iletişimi vardı, buradaysa sadece kendi istatistikleriyle ilgilenen bir santrforla oynamak zorunda kaldı.  </p>
<p>Antalya’nın öndeki üçlüsü Necati-Serge ve Tita daha paylaşımcılardı ama bu tarafta da ulusal takımın büyük kozu Onur (kornerler hariç) onlara pek umut vermedi. Tita’nın (Sivas maçında da attığı) şut kornerleri belli ki Trabzon teknik ekibi izlememiş, Onur’un maç boyunca zorlandığı tek konu bu oldu. </p>
<p>Schuster Belediye’nin kontra ataklarından habersiz&#8230; Rijkaard Ceyhun Eriş’ten, Güneş Tita’nın kornerlerinden habersiz&#8230; Biz futbol maçlarının hafta içi idmanlarda kurgulandığını, hafta sonu yeşil zeminde sahnelendiğini zannediyoruz; ama galiba Türkiye’de hafta içi kurgu çalışmalarına pek rağbet edilmiyor. Maçlar da böyle doğaçlama planlarla oynanınca, ortaya her türlü garip sonuç çıkabiliyor. </p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.meleke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_256_24.png" width="256" height="24" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meleke.com/?feed=rss2&amp;p=2521</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İki pozisyon</title>
		<link>http://www.meleke.com/?p=2519</link>
		<comments>http://www.meleke.com/?p=2519#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 00:22:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Meleke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eskişehirspor]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[Müsabaka Tenkit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meleke.com/?p=2519</guid>
		<description><![CDATA[Büyüklerden üçünü peş peşe izleyince Avrupa’da Eylül’ü gören takım sayımızın neden yalnızca 2 olduğunu anlayabiliyorsunuz aslında&#8230; Fenerbahçe Manisa’dan 2, Beşiktaş Karabük’ten, Galatasaray Eskişehir’den birer gol yiyorlar. PAOK-Karpaty gibileri hem o golleri atıyor, hem de böyle basit üçer dörder gol yemeyince tur bileti alt sınıf rakiplere gidiyor. Bu hazırlıksızlığın sezon başı oluşuyla filan da ilgisi yok, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Büyüklerden üçünü peş peşe izleyince Avrupa’da Eylül’ü gören takım sayımızın neden yalnızca 2 olduğunu anlayabiliyorsunuz aslında&#8230; Fenerbahçe Manisa’dan 2, Beşiktaş Karabük’ten, Galatasaray Eskişehir’den birer gol yiyorlar. PAOK-Karpaty gibileri hem o golleri atıyor, hem de böyle basit üçer dörder gol yemeyince tur bileti alt sınıf rakiplere gidiyor. Bu hazırlıksızlığın sezon başı oluşuyla filan da ilgisi yok, Yunan Ligi daha dün başladı ve PAOK’un, Ajax ve Fenerbahçe önündeki fizik üstünlüğü ortada&#8230;</p>
<p>Galatasaray’ın bu sezonki sorunlarını sadece fiziksel yetersizlik ve kolay gol yenmesiyle açıklamak da mümkün değil. Rijkaard’ın geçen sezonun son 5-6 haftasındaki oyuncu tercihleriyle ne anlatmak istediği bugün biraz daha net anlaşılıyor: Hollandalı Hoca 2009-2010’a sahada başlayan 4 milli stoper (Servet, Zan, Aşık ve Güngör) ve 3 merkez oyuncuya (Sarp, Ayhan, Barış) sezonu kulübede/tribünde bitirtmişti. Dün 29’uncu dakikada Servet’in sol taç çizgisi kenarında topu kullanmak için en az 5-6 saniyesi varken meşin yuvarlağı taca bıraktığı pozisyonu görmüşsünüzdür.  Galatasaray’ın pas yaparak hücuma başlama şansı varken, aut çizgisinin 10 metre önünden rakibin presi altında taçla oynamak zorunda kalması, Rijkaard’ın sezon başı transfer döneminde neler istediğinin küçük bir özeti gibi&#8230; Ve neler istemediğinin de&#8230; </p>
<p>Sahada Rijkaard’ın istemediği bu kadar şey varken kazanabilmelerinin sırrı da tabii biraz Eskişehir savunmasında&#8230; Rıza Hoca’nın takımı, Konya karşısında gol pozisyonlarında neredeyse 20’ye 2 üstünlük kurup tabelada 2-1 mağlup olunca savunmada rotasyona gidilmiş, ama bu defansın daha radikal değişiklikler yapması gerektiği ortada. Eskişehir’in ön tarafında 3 sezondur yaşanan istikrarsızlıklar da (Youla, Ümit problemleri, Batuhan’ın gelişi gidişi de) bir kargaşaya neden olmuş, onların da sahadaki halinin özeti Burhan’ın oyundan çıkmadan hemen önce düştüğü ofsayt pozisyonu: Batuhan’ın Burhan’ın 2 metre ileriden geldiğini göre göre topu ona atması, Burhan’ın ofsaytta olduğunu bile bile topa dokunması ve geriden gelen Koray’a bacaklarının arasından bırakmaması&#8230;</p>
<p>Servet ’in pozisyonu Galatasaray filminin, Burhan’ın pozisyonu da Eskişehir filminin özeti&#8230; Ve bize kalırsa bu filmlerin kaderinin değişmesi için rejisörlerde değil kastta birtakım revizyonlar yapmak lazım.</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.meleke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_256_24.png" width="256" height="24" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meleke.com/?feed=rss2&amp;p=2519</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüseyin görünümlü Ergiç</title>
		<link>http://www.meleke.com/?p=2517</link>
		<comments>http://www.meleke.com/?p=2517#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 23:56:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Meleke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bursaspor]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[Müsabaka Tenkit]]></category>
		<category><![CDATA[Sivasspor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meleke.com/?p=2517</guid>
		<description><![CDATA[Belki Sivasspor’un 2006-2009 dönemine tekrar dönmesi mümkün değil, ama Bakkal’ın yeni takımının da geçen sezondaki gibi korkulu rüyalar görmeyeceği anlaşılıyor. Fiziksel olarak lige iyi başlamışlar, üstelik geçen yıl ciddi biçimde gerileyen Sedat, Abdurrahman, Bruno gibi adamlar da Bakkal’la yeniden doğmuş gibiler. Eğer Cihan’la Erman da Ceyhun-Mehmet ikilisine biraz yardım etmeye başlarlarsa skor sorununu da çözmeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Belki Sivasspor’un 2006-2009 dönemine tekrar dönmesi mümkün değil, ama Bakkal’ın yeni takımının da geçen sezondaki gibi korkulu rüyalar görmeyeceği anlaşılıyor. Fiziksel olarak lige iyi başlamışlar, üstelik geçen yıl ciddi biçimde gerileyen Sedat, Abdurrahman, Bruno gibi adamlar da Bakkal’la yeniden doğmuş gibiler. Eğer Cihan’la Erman da Ceyhun-Mehmet ikilisine biraz yardım etmeye başlarlarsa skor sorununu da çözmeye yaklaşabilirler.</p>
<p>Bursa kalite olarak Sivas’ın çok üzerinde bir takım, ama bir nedenle bu maçta çok yorgun gözüktüler. Hafta içi idmanların yoğunluğu mu, tarihlerindeki ilk Şampiyonlar Ligi kurasının yükü mü bilemiyorum, Bursa’nın Trabzon maçı dahil bu yılki en kuvvetsiz günü dündü. Turgay’ın yokluğu, Sercan’ın da kenarda olması önde top tutma ihtimallerini de azalttı, Nunez ve Batalla sahadayken pozisyon üretmekte güçlük çektiler. Son 20’de Insua ve Sercan’ın girişi Bursa’yı bir miktar canlandırdı, Volkan da Ferhat’tan kurtulduğu bir anda maçı kazandıracak golü getirdi.</p>
<p>Bursa’nın Trabzon’a kaybettiği gün orta sahada verdiği açıkların da bir anlamda hayırlı olduğunu söylemek mümkün. O günden beri orta sahayı parselleyen Hüseyin-Ergiç bu maçta ruhlarını değişmiş gibiydiler, Hüseyin hayatında en fazla pozisyona girdiği maçını oynarken, Ergiç rakibin 4 tehlikeli atağını keserek göze battı.</p>
<p>2008-2009 G.Saray’la F.Bahçe’nin tarihinde el ele ilk üçün dışında kaldığı tek sezondu. Bursa’yla Trabzon’un bu form durumlarını görünce 2010-11’in de Anadolu’nun yılı olacağına dair sinyaller var gibi&#8230;</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.meleke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_256_24.png" width="256" height="24" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meleke.com/?feed=rss2&amp;p=2517</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
